Ne olacak bu Yunanistan'ın hali?

4 Ekim'de Yunanistan'da genel seçim var. Ve bu kez Yunan seçimleri Türkiye ile hemen hiç ilgili değil. Belki hiçbir zaman tamamen Türkiye odaklı değildi ama, bu kez eskisinden de daha az ilgili.

4 Ekim’de Yunanistan’da genel seçim var. Ve bu kez Yunan seçimleri Türkiye ile hemen hiç ilgili değil. Belki hiçbir zaman tamamen Türkiye odaklı değildi ama, bu kez eskisinden de daha az ilgili. 
Bu kez Yunanlıların Türklerden daha önemli bir sorunları var: Kendileri. 
Yunanlı dostlarım, eminim, uzolarını “Ne olacak bu Yunanistan’ın hali?” diye homurdanarak içiyorlardır.    
Haksız da sayılmazlar. Ülkelerine epey bir süredir Avro bölgesinin ‘hasta adamı’ gözüyle bakılmakta...
Üretkenlik AB ölçütlerinin çok gerisinde, vergi toplanamıyor, gençler arasında işsizlik almış yürümüş, yolsuzlukların bir türlü önü alınamıyor... Toplumsal patlamar ve şiddet olayları da işin cabası...
İşlerin kolay kolay düzelmeyeceğini anlayan Başbakan Karamanlis çareyi erken seçime gitmekte buldu deniyor. 
Ve böylece, büyük bir olasılıkla, Başbakanlığı en büyük rakibi Andreas Papandreu’ya ikram etmiş oldu. Oysa iktidarını 2011’e kadar sürdürebilirdi.
2002 yılında Ecevit-Bahçeli-Yılmaz hükümetinin, tam Derviş’in ekonomik programı olumlu etkilerini göstermeye başlamışken,  erken seçime giderek iktidarı AKP’ye altın tepsi içinde sunması enayiliğinin Yunan versiyonu mu yaşanıyor?
Bir bakıma evet... Ama tam değil. Karamanlis önümüzdeki mart ayındaki Cumhurbaşkanlığı seçimleri nedeniyle de seçime gitmek zorunda kalabilirdi.
Yunanistan’da Cumhurbaşkanı seçilmek için milletvekillerini oylarının üçte ikisini almak gerekiyor. Yani, demokrasisinden kimsenin şüphe etmediği Yunanistan’da da bir çeşit 367 kuralı var. Çünkü Cumhurbaşkanı’nın siyasal açıdan ağırlıklı bir çoğunlukla seçilmesini önemsiyorlar. Bizim Anayasa’mızdaki gibi. 
Ve orada kimse  “Böyle kural mı olur?” diye şirretlik etmiyor.
Papandreu’nun PASOK’u bir süre önce marttaki Cumhurbaşkanlığı seçiminde şimdiki Cumhurbaşkanı Karolas Papulyas’ı desteklemeyeceğini ilan etti. Ortak bir aday bulunması çok zor olacağından seçim kaçınılmazlaştı. Anayasa’ya göre,  Cumhurbaşkanı ilk üç turda seçilmezse, seçime gidilmesi zorunlu.
Bunu gören  Karamanlis de “Baskın basanındır” diyerek tezelden sandığa gitmeyi tercih etti.
Yunan siyasetçileri bu kampanyada bizimkilerin beceremediği bir şeyi daha yaptılar: Televizyonda karşı karşıya gelip ülke sorunlarını tartıştılar. Önce altı lider çıktı ekrana, dün gece ise Karamanlis ile Papandreu kozlarını paylaşacaklardı. Sonuç ne oldu bilmiyorum. Ama siyasi cesaretlerinin bizimkilerden fazla olduğuna şüphe yok.
Seçimi kim kazanırsa kazansın çok fazla bir şeyin değişmesi beklenmemeli. Çünkü Yunanistan’ın sorunlarının bir çoğu geleneksel (yolsuzluk kültürü) ya da yapısal (kapitalizmin biçtiği rol). Öyle kıytırık reformlarla  bugünden yarına düzelecek şeyler değiller.
Yunanistan’da önümüzdeki aylar ve yıllarda birkaç seçim görebiliriz gibime geliyor.