Neredeyiz?

2222'ye bir mesaj gönderip sormanın zamanı geldi: 'Neredeyiz?' 22 Temmuz 2007 seçimlerinden ve Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı seçilmesinden...

2222’ye bir mesaj gönderip sormanın zamanı geldi: ‘Neredeyiz?’
22 Temmuz 2007 seçimlerinden ve Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra yazdığım yazılarda, Türkiye’nin haritası çizilmemiş sulara girdiğini ve bir meçhule doğru ilerlemekte olduğunu yazmıştım. 
Alacakaranlıktı, tamam, ama sabah mı oluyordu, yoksa akşam mı?
Rivayet muhtelifti.
18 ay kadar süren tedirgin bir yolculuktan sonra, son birkaç gün içinde yeni kara parçalarının yanından geçtik:
Birincisi 29 Mart yerel seçimleri, ötekisi ABD Başkanı Barack Obama’nın dün sona eren ziyareti...
Yer saptaması açısından, onlara bakıp bir şey söyleyebilir miyiz?
2222, neredeyiz?
*
Şöyle diyenler vardı: İleride bulunduğu iddia edilen kayalıklarda birisi Avrasya takım adalarıdır. Tehlikelidir!
Bir süredir bunlar Ergenekon projektörleriyle aydınlatılıyor. Görmediğimiz pek çok şeyi görüyoruz
iyi kötü
Şimdi de şöyle deniyor:
Tam yol üzerine ilerlenilen Ilımlı İslam Devleti kayalıklarına da deniz fenerleri konuyor!
Hem de Amerikan deniz fenerleri! Geminin artık
o yöne doğru gitmesi istenmiyor. Çünkü bu geminin oradan iyi bir yerlere gidemeyeceği anlaşıldı.
Oysa, deniyor, o rotayı veren de onlardı.
Bush gitti, Obama geldi, komutlar değişti...
Zaman ‘değişim’ zamanı.
Yolcu faktörü de var: 29 Temmuz’da çıkan sonuçlar, yolcuların da o yöne gidilmesine pek razı olmadığını ortaya koydu.
Tanyeri aydınlanıyor mu, ne?
*
Ya kaptan köşkünde neler oluyor? Gemi zabitanı arasında neler konuşulmakta?
Orada gergin bir hava olduğunu morarmış yüzlerden anlayabiliyoruz.
Tartışma başladı başlayacak:
Yolcuların yükselen hoşnutsuzluğunun sorumlusu kim? Gemiyi Kaptan Ahab gibi yöneten Büyük Reis mi, yoksa rahata alışıp kaytaran tayfalar mı?
Peki öyleyse ne yapmak lazım? Yeni rota mı, yoksa göz boyayacak hafif bir dümen oyunu mu?
2222’ye soruyoruz: ‘Neredeyiz?’
Henüz yanıt vermiyor!