Nihayet bilgi toplumu olduk!

CHP milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu 'Arınç suikastı' haberlerinin mizah konusu olabileceğini söyledi. Durum o kadar tatsız ki, isterseniz biz de onun önerisine uyarak konuya biraz mizahi açıdan bakalım!

CHP milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu ‘Arınç suikastı’ haberlerinin mizah konusu olabileceğini söyledi.
Durum o kadar tatsız ki, isterseniz biz de onun önerisine uyarak konuya
biraz mizahi açıdan bakalım:
Galiba nihayet ‘bilgi toplumu’ olduk! Türkiye başkentinin tarihinde hiçbir zaman bilgiye bu kadar büyük önem verilmemiş, onu elde etmek için bu ölçüde yoğun çaba harcanmamıştır.
Bilgi derken ‘istihbari bilgi’den söz ediyorum. Yabancıların ‘intelligence’ dedikleri türden bilgiden.
Birilerinin ‘suikast’ olarak sunmak istedikleri Arınç olayının, Ankara’da uzun süredir devam eden, ama son zamanlarda daha da kızışmış olan istihbarat savaşının bir muharebesi olduğu anlaşılıyor.
Rutin amaç, bütün savaşlarda olduğu gibi, karşı tarafın ne yaptığını izlemek ve mümkünse ne yapacağını öğrenmeye çalışmak. ‘Bonus’lu amaç ise, karşı tarafa yıkıcı darbenin vurulmasını sağlayacak kritik bilgiyi elde etmek.
Öyle bir bilgi ki, hükümetleri istifa ettirir, partileri kapattırır, komutanları istifa ettirir!
Tarafları biliyoruz: Bir tarafta asker öbür tarafta hükümet. Aralarında güven sıfır. Asker hükümeti kendisine ‘asimetrik psikolojik operasyon’ uygulayanların içinde ya da arkasında görüyor. Hükümet, askerin kendisini darbeyle devirmek isteyenlere karşı gerekeni yapmadığını düşünmekte...
Bu derin güvensizlik ortamında taraflar birbirleri ile normal demokratik yollardan iletişim kurmuyorlar. Yalnızca kuruyormuş gibi yapıyorlar.
Öyle anlaşılıyor ki, Milli Güvenlik Kurulu’nda bile taraflar kartlarını açmıyor, yalnızca uygun
düştüğü kadarını söylüyorlar. O zaman MGK da
işlevini yitirmiş oluyor.
Hatırlatayım: O işlevlerden birisi de askerin sıkıntı ve görüşlerini ifade edebileceği bir platform oluşturmak ve basıncın fazla yükselmesini engellemekti.
O yüzden pazartesi günü, bu yıl son defa toplanacak olan MGK’ya bir çözüm yeri olarak bakamıyor, daha iyimser olamıyoruz.
Derin güvensizlik nedeniyle normal kanallar işlemeyince iş istihbarat elemanlarına kalıyor.
Son yıllarda Genelkurmay bu savaşın hep kaybeden tarafında oldu. Köstebek yuvasına döndüğü izlenimi uyandı. ‘En gizli olduğu düşünülen’ bilgileri dışarıya sızdı, gazetelerde çarşaf çarşaf yayımlandı.
Karşı gol atmakta çok zorlandı.
Acaba son olayda bir ‘köstebek’ subaya karşı, ‘tarassut’ yapıldığı bilgisini bu çerçevede mi değerlendirmek lazım?
Bu amansız savaşta ‘bonus’ bilginin öneminden söz ettim: Faraza o subaylar gene faraza Deniz Feneri için toplanıp Türkiye’ye getirilmiş paralardan bir kısmının AKP’ye yardım amacıyla Bülent Arınç’a verildiğinin belgesi peşinde olsalar...
Ya da, gene faraza, hükümetin ajanları, o ünlü ıslak imzalı belgeyi hazırlama emrinin bizzat Genelkurmay Başkanı tarafından verildiğini gösteren bir belgeye ulaşsalar...
Ne olur? ‘Savaş’ kazanılabilir ya da kaybedilebilir.
Evet, şu aşamada ‘bilgi’ bu kadar önemli.
Kötü haber: Ülkenin geleceği tehlikede. İyi haber: Oh, nihayet ‘bilgi toplumu’ olduk!
hsahin@radikal.com.tr