Nokta dergisinde ne oldu?

Nokta dergisinin dün polis tarafından basıldığı haberi beni 24 yıl öncesine götürdü. </br>24 Ağustos 1983 gününe...

Nokta dergisinin dün polis tarafından basıldığı haberi beni 24 yıl öncesine götürdü.
24 Ağustos 1983 gününe...
Amerika'da Maryland Üniversitesi'nde hocalıktan ayrılıp haziran ayında Nokta dergisinin Genel Yayın Yönetmeni olmuştum.
Ülke kıpır kıpırdı. Henüz seçimler yapılmamıştı. 1980 darbesinin zifiri karanlığı biraz kalkmış olmakla birlikte, koyu gölgesi devam etmekteydi.
Ercan Arıklı ile yıllardır yazışa çizişe planladığımız dergi, çoğu akademisyenlik ya da sol militanlıktan müstafi genç bir kadronun yönetiminde büyük tırmanışına başlamak üzereydi.
Parola artık 'devrim' değil 'demokrasi' idi. Hayatın tüm alanlarında demokrasi...
Evren cuntası demokrasiye dönüşün fevkalade kontrollü bir biçimde gerçekleşmesi için elinden geleni yapıyordu. Henüz hesapta Turgut Özal yoktu, tüm planlar öteki Turgut (Sunalp) üzerine kuruluyordu.
Nokta sınırları zorluyordu. Ama dikkatli ve ihtiyatlıydık.
Bir gün, ABD'den yeni geldiği için henüz doğru dürüst Türkçe bile konuşamayan altı yaşındaki oğlum Emre'yi işe getirdim. Ona gazeteciliğin nasıl bir şey olduğunu gösterecektim!
Tam o gazozunu içecekti ki, polislerin dergiyi kapatmak için geldiğini bildirdiler. Kapatma kararını derginin yöneticisi olarak bana tebliğ etmeleri ve zabıt tutmaları gerekiyormuş.
Odama girdiler ve kararı okumaya başladılar. Emre şaşkın bakışlarla beni dürttü:
"Baba, ne oluyor?"
"Hiç" dedim, "korkma. Dergiyi kapatmaya gelmişler."
Asıl benim bu açıklamam üzerine korktu.
Dergi kapatmak ne demekti?
'Nasıl kapatacaklar?' diye sordu hayretler içinde. Belki de bizim o binadan bir daha çıkamayacağımızı düşünmüştür!
Ona dergi kapatmanın ne demek olduğunu onun anlayacağı dille açıklamaya çalıştım
'Ama niçin?' diye sordu.
Sahi niçin? Şunun için: Derginin son sayfasında 'Söz Sırası' bölümünde DYP Genel Başkanı Yıldırım Avcı'nın yazdığı bir yazıyı yayımlamıştık. O yazıda Avcı 'Demokrasi baskı rejimlerinden daha iyidir' gibilerden çok ama çok tehlikeli şeyler söylemişti.
Bunu çocuğa nasıl anlatırsınız? 'Yazdıklarımız hoşlarına gitmemiş' türünden bir şeyler söyledim.
Emre, Türkiye'de gazetecilerin yazdıklarını sadece okurlarına değil başka birilerine de beğendirmek zorunda olduğunu oracıkta öğrenmiş oldu!
Polisler tebligatı zapta geçirip bana imzalatıp gittiler. Emre rahat nefes aldı.
Olay tüm basına haber oldu. Bir gün sonra karar kaldırıldı. Gözler Nokta'ya dönmüştü ve derginin tırmanışı hızlandı.
Aradan 24 yıl geçtikten sonra dün Nokta bürosunda gene polisler vardı.
Az gitmiş uz gitmiş ve nereye gelmişiz!