Normalleştik mi?

Soğuk Savaş yıllarında Kremlinoloji adı verilen bir düzme-bilim alanı ortaya çıkmıştı. Uzmanlık alanı, Sovyetler Birliği'ni yöneten komünist yöneticiler arasındaki iktidar çekişmelerini izlemekti.

Soğuk Savaş yıllarında Kremlinoloji adı verilen bir düzme-bilim alanı ortaya çıkmıştı. Uzmanlık alanı, Sovyetler Birliği'ni yöneten komünist yöneticiler arasındaki iktidar çekişmelerini izlemekti. Kremlin gerçekten bir kapalı kutu olduğundan Kremlinologlar (gazeteciler, akademisyenler, casuslar) öküzün altında buzağı arar, akıl almaz şeylerden anlam çıkarmaya çalışırlardı.
Örneğin, Pravda'da çıkan haberlerdeki isim sıralamasına dikkat ederlerdi. Bundan önceki bir haberde 11. sırada yer alan bir ismin birden 7. sıraya çıkması, o kişinin parti hiyerarşisi içinde hızla yükseldiği anlamına gelirdi. Ulusal günlerde Kremlin'in önündeki Lenin'in mozolesinin üzerindeki diziliş de anlamlı sayılırdı. Haberlerden ve resmi geçitlerden birden kaybolanların siyasal kariyerinin sona erdiğine hükmedilir, akıbeti merak konusu olurdu
Kremlinoloji gibi bir uzmanlıklar, kapalı, sağlıksız iletişim ortamlarında ortaya çıkar. Sovyetler Birliği kapalı bir toplum ve otoriter bir rejim olarak bu ortamı hazırlamıştı.
Peki, Ankara? Son haftalarda orada doruğa çıkan Ankaraloji'yi nasıl açıklayacağız?
Birazcık gazete okuyor, televizyon izliyorsanız neden söz ettiğimi biliyorsunuz. Haberciler artık Ankara'da olup bitenleri anlatmakla kalmıyorlar, onların hangi anlama geldiğini de açıklamak zorunda kalıyorlar. Hiçbir şey, hiçbir hareket, hiçbir ziyaret, hiçbir söz, sadece kendisinden ibaret değil, hepsinin Ankara'daki iktidar çekişmeleriyle bağlantılı başka bir anlamı var. Ankaraloglar açıklamasalar çözebilmemiz mümkün olamayan anlamlar...
Cumhuriyet gazetesinin dünkü manşeti, 'Gül'e ince mesaj', bu duruma ilginç bir örnek. Meğer, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Çankaya Köşkü'nde verdiği ilk resmi kabule Genelkurmay'ı temsilen Orgeneral Erdal Ceylanoğlu'nun gitmesi çok anlamlıymış. Çünkü Org. Ceylanoğlu 'Sincan'dan tankları geçiren paşa' olarak tanınmaktaymış!
Haber devam ediyor: Kabul sırasında alkollü içkilerin görülecek bir şekilde dizilmiş olması da dikkat çekiciymiş!
İşin ilginç yanı, bizim Ankaraloglar nerelerde gizli bir mesaj olduğuna işaret etmekle birlikte o mesajın ne olduğunu açmıyor, onu herhalde bizim kolayca çıkarabileceğimizi düşünüyorlar. Köşk'e 'Sincan'dan tankları geçiren paşa'nın gönderilmesi aslında ne demek? Alkollü içkileri özenle ön sıraya dizilmesi ne anlama geliyor?
Gizli mesaj verdiği öne sürülenler de daha sonra bu konularda konuşmadıklarından Ankaralojik bulguların ne kadarının gerçek, ne kadarının 'aşırı yorum' ya da atmasyon olduğunu çoğu kez öğrenemiyoruz.
Soru şu: Normalleştik mi gerçekten? Seçimden önce Türkiye Cumhuriyeti başkentinin en önemli sorunu kurumlararası iletişim kopukluğu idi. Hâlâ öyle. Ankaralojiye duyulan yüksek ihtiyaç bu kopukluğun belki de ağırlaşarak devam ettiğini gösteriyor.
Yazık değil mi? 22 Temmuz seçimleriyle Türkiye gerçekten normalleşebilmek için çok önemli bir fırsat yakalamıştı. Ama o fırsat siyasal ihtiraslarla heba edildi. İletişim kopukluğu kemikleşti ve müzminleşti. Ankaraloglara gün doğdu.
Aynı şeyi Türkiye için söyleyemeyeceğim.