Partizan basının geri dönüşü

İleride 2007 genel seçimlerinin tarihini yazacak olanlar şöyle bir arabaşlık kullanacaklardır: </br>'Partizan basının geri dönüşü'.

İleride 2007 genel seçimlerinin tarihini yazacak olanlar şöyle bir arabaşlık kullanacaklardır:
'Partizan basının geri dönüşü'.
Ve şöyle diyeceklerdir:
"1960'tan itibaren siyasi partilere doğrudan angaje olma konusunda çok ihtiyatlı bir tutum sergileyen ve 'hem nalına hem mıhına' gitmeyi yeğleyen Türk basını, 2007 genel seçimlerinde eski günlere döndü; birçok gazete, bir partiyi hem haberleriyle hem de yorumlarıyla açıkça ve partizanca destekledi."
Bu partinin iktidardaki AKP olduğunu herhalde tahmin ettiniz!
Bu partiye adeta o partinin yayın organıymış gibi hizmet veren partizan gazeteleri en azından tahmin edebilirsiniz... Bu konuda yapılmakta olan bilimsel araştırmalar partizanlık olgusunu rakamlarla gösterecektir.
Bu gazetelerin çeşitli yerlerden gelen ideologları şöyle bir denklemi kamuoyuna dayatmaya çalışıyorlar:
'AKP eşittir demokrasi!'
Ya da: 'Ya AKP'den yanasın, ya da demokrasi düşmanısın! Yani darbecisin, askercisin, laikçisin, AB karşıtısın, ifade özgürlüğü kısıtlayıcısın!' Vb. vb.
Bu denklem üzerinden muazzam siyasi inşaatlar yapılıyor, demokrasi diskurları çekiliyor. Sanırsınız ki, Türkiye'de demokrasi AKP'nin iktidara gelmesiyle başladı ve AKP'nin gitmesiyle sona erecek!
Pes yani!
Şu anda iktidar olmak için yarışan hiçbir siyasi partiye sempatim yok. Yeşiller olsa oyumu onlara verirdim. Ama el insaf!
'AKP eşittir demokrasi' denklemi çeşitli versiyonlarıyla karşıma çıktıkça şaşırıyorum. Acaba aynı ülkeden ve aynı AKP'den mi söz ediyoruz:
Elinde yeterli parlamento çoğunluğu olduğu halde Türk demokrasisinin büyük yapısal sorunlarını düzeltmek için kılını bile kıpırdatmayan AKP, bu AKP değil mi?
Antidemokratik yüzde 10 barajı kaldırmayan, siyasal partilerin demokratikleşmesini sağlayacak ve lider sultasına son verecek değişiklikleri yapmayan, bağımsız milletvekillerinin seçilmesini zorlaştırmak için oy pusulalarını bir buçuk metrelik bilmeceler haline getiren parti bu AKP değil mi?
Tuzaklarla dolu 301. maddeyi önümüze koyan, tüm uyarılara rağmen geçiren, Orhan Pamuk davasında yaptığı hatalarla Türkiye'yi cümle âleme rezil eden, bu maddeyi sivil topluma danışıyorum yutturmacasıyla veterinerlere ve diş hekimlerine götüren, ama aynı konuda gazetecilere randevu vermekte nazlanan hükümet AKP hükümeti değil mi?
Gazetecilere ve karikatüristlere açtığı davaların sayısıyla rekorlar kıran Başbakan, AKP hükümetinin başbakanı değil mi?
Yeri asla doldurulamayacak gazeteci Hrant Dink'in bağıra bağıra gelen cinayetini önlemek için kılını kıpırdatmayanların mülki ve idari amiri kimdi söyler misiniz? Onca ihbara rağmen bir şey yapılmamasının ve Dink'in göz göre göre öldürülmesinin siyasi sorumlusu kimdir allasen?
Terörün sıfırlandığı bir ülkeyi devralmasına rağmen Güneydoğu'da gerekli demokratik adımları atmayarak onu azdıran hükümet hangisidir?
Evet, pes yani!
Bu ne biçim demokratlıktır? Ve tabii:
Bu ne partizanlık?