Perde açıldı

Akdeniz ülkelerinde, bu arada bizimkinde yaz, kral. Sıcağıyla, güneşiyle, deniziyle gündemini kendisi belirliyor.

Akdeniz ülkelerinde, bu arada bizimkinde yaz, kral. Sıcağıyla, güneşiyle, deniziyle gündemini kendisi belirliyor.
Sonra ağustosta futbol, eylülde ise televizyon ‘sezon’u başlıyor.
Halkımızın bu ikisi kadar önem vermedikleri bir üçüncüsünün, siyaset mevsiminin, ise 1 Ekim’de Meclis’in açılmasıyla başladığını ilan ediyor gazeteler.
Yabancı analistler bu gibi başlangıç noktalarında ‘curtain raiser’ yani ‘perde açılışı’ içerikli yazılar yazarlar. Büyük oyunun oyuncularını yerli yerine yerleştirip, güç değerlendirmesi yapar, ilerdeki karşıtlaşma ve kırılma noktalarını kestirmeye çalışırlar.
Ankara’ya öyle ‘yabancı’ gözlerle dışardan bakarsan ne görürüz?
Siyaset sahnesinin hâlâ bir tek kişi üzerinde odaklandığını, ülkenin bir çeşit ‘tek adam’ döneminden geçtiğini görürüz. Kararları veren, söyledikleri haber olan, iktidar direksiyonlarını yönlendiren o tek adamdır. Partisinde kimin yükseleceğine, iş dünyasında kimlere yakın durulacağına, hatta vergi cezaları kesilirken kimlerin korunup kollanacağına karar veren odur. Her konuda son söz onundur.
Türk siyaset sahnesinde uzun yıllardır görmediğimiz bir ‘muktedir’: Recep Tayyip Erdoğan.
Doğal olarak gözler onun üzerinde olacaktır. Günahıyla ve sevabıyla böyle olacaktır bu.
Onun ‘alternatifsiz’ olduğundan da söz edilecektir.
Bunun üzerinde durmak gerekir. Eğer partisinin istatistiksel anlamda alternatifsiz olduğu kastediliyorsa, o günler geride kalmıştır. 2007’de AKP kendisinden sonra gelen iki partinin toplam oyundan 10 puan kadar ilerdeydi. Son yapılan kamuoyu yoklamalarına göre ise bu iki partinin toplam oyu şimdi iktidar partisinden neredeyse 10 puan ilerdedir.
Yani, şu andaki sayılara bakılırsa AKP’nin alternatifi oluşmuştur.
Çalışkanlık, hareketlilik ve yenilikçilik açısından alternatifsiz olduğu kastediliyorsa, o başka. Gerçekten Erdoğan öbür iki liderin toplamı kadar koşturup ter dökmekte, açılım yapmaktadır.
Ama, işi zor görünüyor; bu sezonda iki güçlü akıntıya karşı kürek çekecektir.
Bunlardan birincisi ekonomik kriz. Türkiye, ekonomisi yüzde 6.5 küçülmüş bir ülke olarak herhangi bir iktidarın övünebileceği bir noktada değildir. Dahası, ekonomistlerin raporlarına göre, sıkıntıları artık en çok kentli orta sınıflar ve yoksullar çekmektedir. Yani AKP’nin oy deposu olarak gördüğü kesimler.
İkinci karşı akıntı ise ‘Kürt açılımı’na karşı bazı kesimlerde oluşan kırılma ve gocunma duygusudur.
Bu iki ters akıntıya rağmen her kararı verebilen ‘tek adam’, bazılarının öne sürdüğü gibi bu sezon seçime gitmeyi göze alabilir mi?
Analistler bu soruyu sık sık soracaklardır.
Benim görüşüm Erdoğan’ın halktan aldığı yetkiyi son güne kadar kullanacağı yolunda.
Bu sezonda seçim beklemiyorum. Meğer ki Erdoğan, kirvesi Karamanlis gibi, işler çok bozuk iken taktik bir çekilmeyi uzun vadeli hesapları açısından daha uygun görsün.