Psikolojik faktörler

Referanduma bir ay kala açıklanan kamuoyu araştırması bulguları Türkiye'nin 'Evet'lerle...

Referanduma bir ay kala açıklanan kamuoyu araştırması bulguları Türkiye’nin ‘Evet’lerle ‘Hayır’lar arasında tam ortadan bölündüğünü gösterıyor. Şu andaki yüzdeleri doğru kabul edecek olursak, nihai sonuç az sayıda seçmenin oyuyla bir tarafa ya da öbür tarafa gidebilir görünüyor. Bu durumda ikincil faktörler ve kampanya ile yaratılacak küçük ivmeler önem kazanıyor.
Daha önce de sormuştum: Acaba YAŞ’ta Erdoğan’ın üstün çıkması ‘Evet’lerden yana oylara dönüşecek midir? Ben bu kez durumun 27 Nisan 2007’den farklı olduğunu ve ‘mağduriyet faktörünün’ birkaç kez tutuklanıp bırakılmalar nedeniyle askerlerden yanan işleyebileceğini yazmıştım. Henüz yayımlanmamış olan bir kamuoyu araştırması bu tahminimin doğru olmadığını, Erdoğan’ın YAŞ zaferi dolayısıyla
5 puana yakın yükseliş gösterdiğini ve böylece ilk kez yüzde 50 barajını aştığını gösteriyormuş. Olabilir.
Bu arada, referandumun 12 Eylül tarihinde yapılmasının da ‘Evet’lerden yana bir etkisi olacağını düşünenler var. Örneğin Diyarbakırlı eski bakan
Salim Ensarioğlu 12 Eylül tarihinin büyük acılara neden olan askeri darbeyi hatırlatması nedeniyle ‘Evet’lere 5 puan eklendiğini düşünüyormuş.
Özellikle Güneydoğu’da halkın 12 Eylül darbesinin acısını ‘Evet’ diyerek çıkarmak isteyebileceğini söyledi TV 8’de 8. Gün programında. Acaba?
Bir başka faktör Ergenekon... Ergenekon derken yıllardır süren ve ne zaman biteceği belli olmayan malum davaları değil, onunla bağlantılı olarak ülkeye çöken korku ve yılgınlık atmosferini kastediyorum. AKP hükümetinin kendinden olmayanları dışlayan ve fırsat bulduğunda cezalandıran tutumu da bu atmosfere katkıda bulunuyor. Sonuçta insanlar siyasi ve ideolojik konularda gerçek düşüncelerini söylemekten çekiniyorlar. Örneğin taşrada işadamlarının ‘Hayır’dan yana tutum almaları halinde maliye memurlarını kapıda bulacakları kaygısıyla yaşadıkları söyleniyor. Siyasi tartışmalarda ‘Etrafta biri var mı?’ diye kaygılı gözlerle bakınanların sayısının arttığını biliyoruz. Her gün yeni örnekleri ortaya çıkan dinleme ve gözetleme kayıtları bu endişelerin evhamdan ibaret olmadığını gösteriyor. O zaman şu soru akla geliyor:
“Acaba AKP iktidarını uyarmak için ‘Hayır’ oyu kullanacak olanlar bunu anketörlere ya da başkalarına söyleyebilirler mi? Sakın 12 Eylül referandumu 22 Temmuz seçimi gibi bir sürprize gebe olmasın!” 
Şunu kastediyorum: 22 Temmuz 2007’de AKP’nin oyları Başbakan Erdoğan’ın bile beklentilerinin 6-7 puan üzerinde çıktı. Bunun nedenleri üzerinde çeşitli spekülasyonlar yapıldı, ama kesin bir şey söylenemedi. Bence bunun nedenlerinden birisi, Cumhuriyet mitinglerinin yarattığı psikolojik ortamda insanların AKP’ye oy vereceklerini söylemekten çekinmeleriydi. Sonradan bu durumu itiraf eden birçok insanla konuştum. “Söylersek iyi olmaz diye korktuk” dediler. “Ama seçim günü gittik, oyumuzu verdik!”
Bu arada kampanyanın bu aşamasında ‘kazanacak taraf’ gibi görünmek de önem taşıyor, çünkü bazı seçmenler ille kazanan tarafta olmak istiyorlar.
Buna siyaset biliminde ‘bandwagon effect’ (‘peşine takılma etkisi’ diyebiliriz) deniyor.
Başbakan Erdoğan’ın ve bazı AKP’lilerin ellerinde net veriler olmamasına rağmen kesin zafer sözü etmelerinin ardında böyle bir etki yaratma isteği olabilir. Yandaş medya ve TRT de iktidar adına bu oyunu en kaba haliyle oynamakta. Son örneği havaalanında yurtdışına giderken ‘Evet’ oyu verdiği söylenen ilk seçmenin haberinin ‘Nasıl başlarsa öyle gidermiş’ başlığıyla verilmesiydi.
Pes yani!