Putin'den Türkiye dersi

Bazen çok rastlantı eseri görünen bir haber, çok derin değişikliklerin işaretçisi olabilir. Dün Radikal'de çıkan 'Putin'den Türkiye dersi' başlıklı haber bunun çarpıcı bir örneği bence.

Bazen çok rastlantı eseri görünen bir haber, çok derin değişikliklerin işaretçisi olabilir. Dün Radikal'de çıkan 'Putin'den Türkiye dersi' başlıklı haber bunun çarpıcı bir örneği bence. Rastlantı sonucu toslanan buzdağının tepesi.
Suat Taşpınar'ın dün Radikal'de çıkan Moskova kaynaklı haberini karşılaştırmak amacıyla diğer gazetelerimizi de taradım, ama bu haberi bulamadım. Bu atlatmanın puanını da Taşpınar'a ve Radikal yazıişlerine vermek lazım.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin önceki gün tam üç buçuk saat süren bir basın toplantısı yapmış. Toplam 51 soruya yanıt vermiş. Dış basından öğrendiğime göre, bu soruların çoğu Yukos petrol şirketinin en önemli parçalarından birinin yeniden devletleştirilmesiyle ilgiliymiş. Putin bu konuda ve Ukrayna'daki oyunlar konusunda esmiş, gürlemiş. Avrupa Birliği'ni ve Amerika'yı eleştirmiş, ama Bush'u övmüş. Batılıları Rusya'ya karşı çifte standart uygulamakla suçlamış.
Bu arada bir Yunan gazetecisi de Putin'in konuşma hevesini fırsat sayıp bir soru yöneltmiş. Rusya'nın BM Güvenlik Konseyi'nde Kıbrıs konusunda Türkiye aleyhine veto kullanmayacağı söylentisini hatırlatıp, "Bu durum, iki ülkenin ekonomik ve turizm ilişkisinin genişlemesinden mi kaynaklanıyor?" diye sormuş. Aldığı cevap şöyle:
"Rusya ve Türkiye ilişkisinin derinleşmesi Yunanistan'da tedirginlik yaratıyorsa basit bir çözüm var. Yunanistan da Rusya ile ilişkisini Türkiye seviyesine çıkarsın. Denge olsun diye Türkiye ile ilişkimizi kısıtlamak çok saçma olur."
Bu kadarı bile bazı yerlerde ezberlerin bozulduğu konusunda çok ilginç işaretler taşıyor. Şöyle ki:
1) Yunan muhabiri normal olarak Putin tarafından böyle bir konuda terslenmeyi asla beklemezdi. Büyük bir olasılıkla, Rus vetosunun devam edeceği konusunda müjdeli haber umuyordu.
2) Rusya normal olarak Kıbrıs konusunda Türkiye ile Yunanistan arasında bir tercih yapmak zorunda kalsa otomatik olarak Yunanistan'ı seçerdi. Geçmişte hep öyle olmuştu. Bu tutarlılık, Kıbrıs Rum Kesimi'nden Yunanistan'a, oradan da Sırbistan üzerinden Rusya'ya giden 'Ortodoks ekseni' ile açıklanmaktaydı. (Eksen kırıldı mı?)
3) Putin şu anda Türkiye ile ilişkilerinin Yunanistan'dan daha iyi ve derin olduğunu söylüyor. Normal olarak taraflar böyle bir itirafta bulunmazlardı.
4) Putin daha sonra verdiği yanıtta Türk turizminin Yunan turizminden üstün olduğunu ima ediyor. Yunanistan'ın bu konudaki hassasiyetini bilen istihbarat kurdu Putin, normal olarak bu konuya böyle girmez, girse bile böyle şeyler söylemezdi.
Demek ki, eskiden normal olan artık öyle sayılmıyor. Ezberlerin bozulmasından kastım bu. Son zamanlarda ABD ve Avrupa tarafından sık sık eleştirilen Putin, gittikçe artan yalnızlığını Çin'e ve Türkiye'ye yaklaşarak azaltma çabası içinde görünüyor.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 11-13 Ocak 2005 tarihlerinde Rusya'ya yapacağı gezi bu çerçevede yeni bir önem kazanıyor. Rusya'nın Kıbrıs konusunda tarihinde olmadığı kadar Türkiye'ye yakın olması olasılığı var. İlişkilerin derinleşmesi için ortam uygun görünüyor.