Referandum kültürü faşizme çıkar

Demokrasi açısından sakıncalı konuları referanduma götürmek ülkeyi de faşizme götürür.

Bu sefer CHP haklı. Referandum konusundan söz ediyorum. CHP, 21 Ekim'de yapılması planlanan halkoylaması sürecinin tümüyle durdurulmasını istiyor. AKP ise yalnızca geçici iki maddenin çıkarılıp geri kalan maddeler üzerinde oylama yapılmasında üstelemekte. Meclis'e girdiğinden beri AKP'nin dümen suyundan ayrılmayan MHP de AKP ile birlikte hareket ediyor.
Oysa bu sefer CHP haklı. Konu 367 sorununda olduğu gibi bulanık değil, fevkalade net ve açık. Bu referandum hem Türk demokrasisini birtakım kaprislerin oyuncağı haline düşürüyor, hem gereksiz israf kapısını açıyor, hem de halkoyunu değersizleştiriyor.
Yol açacağı yeni hukuki sorunlar ve tartışmalar da işin cabası...
Birincisi, bu referanduma konu olan Anayasa değişikliği gerçekten 11. Cumhurbaşkanı'nı seçmek için Meclis'ten geçirilmişti. Oysa 11. Cumhurbaşkanı, Meclis tarafından seçildi ve olay bitti.
İkincisi, şimdi oylanmak istenen maddeler, yani 12. Cumhurbaşkanı'nın nasıl seçileceği, hazırlanmakta olan yeni anayasa çerçevesinde yeniden ele alınacak, karara bağlanacak ve halkoyuna götürülecek.
Yani, bu maddelerin halkoyu tarafından kabulü ile (ki öyle olacağı varsayılıyor) yeni anayasanın bu konudaki düzenlemelerinin oylanması arasındaki dönemde yeni cumhurbaşkanı seçilmeyecek! Demek ki, bu referandumda tam anlamıyla havanda su dövülmüş olacak. Hiçbir işe yaramayacağı belli olan maddelerin oylanması için 200 milyon YTL harcanacak!
Türkiye'nin önünde bu kadar ciddi sorunlar varken sırf kapris uğruna harcanan paralara ve enerjilere yazık değil midir?
Ben, şahsen, bu israfa katkıda bulunmamak ve kendimi birilerinin oyuncağı haline düşürmemek için 21 Ekim referandumunda oy kullanmayacağım.
Evet, bu sefer CHP haklı. Ama sözünü dinletemiyor. Geçenlerde TV 8'de 'Yüksek Siyaset' programında konuğum olan CHP Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Özyürek, Meclis'teki birtakım partilerin sırf CHP'nin yanında görünmemek için karşı tarafta yer aldıklarını söylemişti. Sanırım MHP'yi kastediyordu.
MHP'nin tutumu gerçekten sorulara yol açıyor. Ankara'yı iyi izleyen bir gazeteci arkadaşım MHP ile AKP'nin bazı konularda anlaşarak hareket ettiğini söylüyor:
"Örneğin, MHP, iktidarı başörtüsü konusunda destekleyecek, buna karşılık hükümet de 301 konusunda bir şey yapmayacak!"
'Özgürlükçü' AKP'nin 301 konusundaki oyalamalarından usanan AB yetkilileri sonunda işi diplomatik nezaketin çok ötesinde ifadelere kadar götürdüler. Sonuçları İlerleme Raporu'nda görülecektir.
Başbakan Erdoğan 'Referandum kültürüne alışmalıyız' diyor. CHP lideri Baykal ise bu türden plebisiter bir yaklaşımın demokrasiyi yozlaştıracağını ve ülkeyi diktatörlüğe götüreceğini söylüyor.
Bu konuda tarih Baykal'ı doğruluyor.
Bence Baykal eksik bile söylüyor. Demokrasi açısından sakıncalı kimi konuları plebisitler yoluyla çoğunluklara yaptırmaya kalkmak bu ülkeyi faşizme götürür: Ya İslamofaşizme ya da sekülerist faşizme! Ama faşizme!
Ona göre.