'Sanal, cıvık haberler'

Doğrusu biraz utanç verici bir durum: Ankara'dan bazı bürokratlar televizyon habercilerine meslekleriyle ilgili uyarılarda bulunuyorlar ve üstelik haklılar.

Doğrusu biraz utanç verici bir durum: Ankara'dan bazı bürokratlar televizyon habercilerine meslekleriyle ilgili uyarılarda bulunuyorlar ve üstelik haklılar.
Diyeceksiniz ki, televizyon haber bültenlerini haberciler mi yönetiyorlar? Haklısınız. Ne yazık ki, çoğunu haberciler değil, reyting teknisyenleri yönetiyorlar. Ya da habercilik şapkasını reyting uğruna satan eski haberciler...
Genelleme yapmanın doğru olmadığının farkındayım. Tüm olumsuz koşullara rağmen cansiparane çalışan TV haber yöneticileri var, Türkiye'yi bir haber cenneti haline getiren haber kanalı bolluğu var, düzgün habercilikten vazgeçmeyen kanallar var.
Ancak, özellikle en çok seyredilen kanallarda televizyon haberciliğinin durumu iç açıcı değil.
RTÜK Başkanı Zahit Akman'ın da bir ankete dayanarak söylediği gibi, bu bültenlerden yansıyan Türkiye manzarası fevkalade çarpık. Türkiye'de ve dünyada olup bitenleri bu kanalların haber bültenlerinden izleyecek olanların dünya ve ülkemiz hakkında hiçbir şeyi anlayabilmeleri mümkün değil. Daha doğrusu, her şeyi yanlış anlamaları kuvvetli olasılık.
Akman şöyle demiş:
"Bugün reyting uğruna ağırlıklı olarak sanal, güncel olmayan, gerçekten cıvık, magazin diye nitelendirilen haberler yayımlanıyor."
Gerçekten kimi bültenler enformasyon değil dezenformasyon bültenlerine dönmüş durumdalar.
Sorun daha derin: Türkiye'nin en çok seyredilen televizyon kanalları kendilerini halkı bilgilendirme işlevinden tamamen sıyırdılar; 'prime time' dedikleri gözde saatlerine haber programı, haber belgesel, haber tartışma koymayı affedilmez bir yönetim hatası sayıyorlar. Düşünün artık, Türkiye'nin en ünlü televizyon habercilerinin (Örneğin Uğur Dündar ve M. Ali Birand'ın) programları bile ancak gece yarısından sonra yayımlanabiliyor...
Canım, demokrasi değil mi, bırakın herkes istediğini seyretsin diyebilirsiniz. İşin püf noktası da burada ya. İnsanların önemli bir kısmının bu kadar çarpık bilgilendirildikleri bir toplumda demokrasi nasıl olur? Nasıl bir demokrasi olur?
Demokrasi doğru ve kapsamlı bilgilendirilmiş bir halk varsayımına dayanmıyor mu? Kamuoyunun akıllı, dengeli ve çoğulcu bir tartışma ortamında oluşması ilkesine dayanmıyor mu?
Sadece bizde değil, dünyanın birçok yerinde karşımıza şöyle vahim bir uçurum çıkıyor:
Bir yanda haber kanallarıyla, uzman gazeteleriyle, internet siteleriyle her şeyi yakından izleyebilen bir azınlık, öte yanda televizyonlarda dizi, eğlence programı, sanal yarışma ve futbol maçı izleyen büyük bir çoğunluk.
Ve arada, demokrasi düşmanlarının pek hoşuna gidecek türden derin bir boşluk.
Irak, İslamofobi, küresel ısınma, açlık...
Dünya süratle kötüye gidiyorsa, biraz da bu boşluğa düştüğü içindir.