Sanatçı ile iktidar

Geçen hafta bugün, yani 22 Ağustos Pazar günü, Moskova'nın ünlü Puşkin Meydanı'nda birkaç bin kişilik bir kalabalık toplanmıştı. Amaçları, Moskova'nın kuzeybatısındaki Khimki ormanından geçmesi planlanan otoyolu protesto etmekti.

Geçen hafta bugün, yani 22 Ağustos Pazar günü, Moskova’nın ünlü Puşkin Meydanı’nda birkaç bin kişilik bir kalabalık toplanmıştı. Amaçları, Moskova’nın kuzeybatısındaki Khimki ormanından geçmesi planlanan otoyolu protesto etmekti. O orman koca kentin akciğeri sayılıyor, yolun oradan geçmesine karşı çıkılıyordu.
‘Yol ormanın dışından geçsin!’ ya da ‘Putin’siz Rusya!’ sloganları yükseliyordu kalabalıktan
Çevrecilerin protestosu, DDT grubunun solisti, Tatar kökenli ünlü rock şarkıcısı Yuri Şevçuk’un konseriyle devam edecekti. Ancak yetkililer, DDT’nin elektronik aygıtlarını yerleştirmesini engellediler.
Şevçuk yılmadı, şarkılarını akustik gitarıyla mikrofonsuz söyledi ve haykırdı:
“Rusya’da doğa ölüyor. Khimki ormanı bir semboldür!”
*
Bu bilgileri aldığım internet sitesi, Şevçuk’un sesinin kısılmak istenmesini, mayıs ayında yapılmış bir toplantıda, Rusya’nın protokolde ikinci ama kudrette birinci adamı Putin’e yönettiği eleştirilere ve sorduğu sorulara bağlıyor.
Yandaş gazeteciler ve sanatçılarla ‘al gülüm ver gülüm’ türünden muhabbetlere alışkın olan Putın, şarkıcı ve şair Şevçuk’un, son yıllarda basın özgürlüğüne getirilen kısıtlamalar, artan polis baskısı, demokrasinin ayaklar altına alınması gibi konularda sorduğu sorular karşısında afallamış, yarım yamalak yanıtlarla geçiştirmeye çalışmış.
Bu çevreci ve muhalif tipi böyle bir kahvaltılı toplantıya davet eden danışmanlarına daha sonra hesap sorduğuna şüphe yok!
*
Yazar Olga Sherwood, bu olayın Rusya’nın yabancısı olmayan ‘Şair ile Çar’ ikileminin yeni bir örneği olduğunu söylüyor.
Çarlık döneminden beri iktidardaki her rejim kendisini halka sevdirmek için sanatçılardan medet umagelmiş. Kısmen de başarılı olmuş.
Ne var ki, gerçek sanatçılar hemen her zaman muhalif oluyorlar. Rus edebiyatının devi Puşkin, hayatta en büyük başarısının ‘zor bir zamanda özgürlüğü ve ezilenlere desteği yüceltmek’ olduğunu söylememiş miydi!
Bu gelenekten gelen ve televizyonlara çıkmasına izin verilmeyen Şevçuk da konserlerini dolduran gençlere şu öğüdü veriyormuş:
“Kendi beyninizle düşünün, ülkenizi sevin, onun ve kendinizin sorumluluğunu üstlenmekten kaçmayın... Söyleyeceğiniz şarkılar ileride nasıl bir ülkede yaşayacağınızı belirleyecektir.”
*
Şevçuk’un öyküsü bana ilginç geldi.
Belki İstanbul’un akciğeri sayılan kuzeydoğu ormanlarının sonunu getirecek olan üçüncü köprüye karşı çıkan çevreci tipleri hatırlattığı için...
Belki, Başbakan Erdoğan’ın bizim sanatçılarla yaptığı kahvaltılı toplantılarda yaşanan samimi sahneleri akla getirdiği için...
Belki de, kimi sanatçıların, seçmenlere ve kurumlara kendi tercihini dayatmak için her yola başvuran bir iktidarın dümen suyundan ‘Evet’e resmen destek vermelerinin ne anlama geldiğini düşündürdüğü için...
Örneğin, Sezen Aksu ile Orhan Pamuk’un...