Sarıkamış resim oldu

Ne kadar zaman geçerse geçsin, ne kadar bastırılırsa bastırılsın, geçmişteki bazı acılar unutulmuyor.

Ne kadar zaman geçerse geçsin, ne kadar bastırılırsa bastırılsın, geçmişteki
bazı acılar unutulmuyor.
Psikologlar büyük acıları aşmanın en iyi yolunun açıkça yas tutmak, gerekirse bağıra çağıra ağlayıp feryat etmek olduğunu söyüyorlar. Yoksa o acı içerilerde bir yerde katılaşıp kalıyor ve kendisini bambaşka biçimlerde dışavuruyor.
Yasını tutacaksın, ağıdını yakacaksın ve sonra günün birinde o acıyı sanata dönüştüreceksin. Tarihsel travmalarda iyileşmenin yolu bu aşamalardan geçiyor.
Tayfur Sanlıman’ın Askeri Müze’de dün açılan Sarıkamış resimleri sergisi bu trajedi konusunda nihayet üçüncü aşamaya vardığımızı gösteriyor.
Sarıkamış faciası, yakın tarihimizin en acı sayfalarından biridir. Enver Paşa’nın aymazlığı sonucu ölen ve yitenlerin sayısı ister 40 bin, ister 90 bin, isterse 118 bin kişi olsun, öyledir.
1914 yılının Aralık ayında Allahüekber Dağları’nda yaşananlar, Enver Paşa’nın koyduğu kara sansür yüzünden saklı kalmış, açıkça tartışılamamış, yası
bile tutulamamıştır.
Halkın dilinde, donmuş gözyaşları gibi kırık dökük ağıtlara dönüşebilmiştir yalnızca. Sözcükleşmeye uğraşan hıçkırıklara:
   “Ordudan Sarıkamış’tan
   Bir haber verin Memiş’ten.”
Ya da:
   “Sarıkamış ne aralı
   Kimi ölmüş kimi yaralı
   Bunu duyan var mı ola
   Yalan dünya kurulalı.”
Ya da:
   “İbrişimin kozaları
   Batsın Avşar kazaları
   Sarıkamış’ta kırıldı
   Gonca gülün tazeleri.”
Sarıkamış konusunda Enver Paşa sansürünün ta günümüze dek uzanan karanlığını delenlerin başında ünlü kalp cerrahı Prof. Dr. Bingür Sönmez gelir. O bir enstitü gibi çalışmış, bu konuda çok şey yapmıştır.
Resim sanatımızın yüzaklarından Tayfur
Sanlıman, Sönmez’in neşteriyle hayata yeniden bağlananlardandır. Bu serginin doğuşunda, kalbini açtığı doktora minnet duygusu vardır.
Ama, kapsamıyla bir teşekkürün çok ötesine geçip, bir sanat olayına dönüşmüştür.
Tayfur Sanlıman’ın o büyük trajediyi bize kemiklerimize kadar ürperterek hissettirdiği bu sergisinin sanat dünyamızda bir benzeri yoktur. Bu birikim, olsa olsa, büyük İspanyol ressam Goya’nın Fransız işgali sırasında 1808’de yaptığı savaş resimleriyle karşılaştırılabilir.
Aradaki fark: Goya’nın o ürkünç resimlerinde silah seslerini ve haykırışları duyarız. Tayfur Sanlıman’ın Sarıkamış resimlerine ise buz mavisi bir sessizlik hâkimdir. Titreriz.
   “Sarıkamış saza benzer
   Gün ışır ayaza benzer
   Sarıkamış’ta yatanın
   Kanı da beyaza benzer.”
Harbiye’de Askeri Müze’de 21 Mart’a kadar
sürecek olan sergiyi kaçırmayın.