Sayın Sezer, lütfen açıklayınız

Bir ülkede cumhurbaşkanı siyasal rejimin 'şimdiye kadar hiç olmadığı kadar' ağır bir tehdit altında olduğunu söylerse, durup derin derin düşünmek gerekir.

Bir ülkede cumhurbaşkanı siyasal rejimin 'şimdiye kadar hiç olmadığı kadar' ağır bir tehdit altında olduğunu söylerse, durup derin derin düşünmek gerekir. Sormak gerekir:
"Yedi yıldır ülkenin en tepesinde bulunan ve bu nedenle manzarayı kuş bakışı görme şansı olan bu deneyimli kişi niçin böyle söylüyor?"
Bakıyorum AKP'liler ve AKP yanlısı basın konuyu 'ülkeyi gerdi' şeklinde geçiştirmek çabasında.
Öyleyse o soruyu burada sorup mantıki bir yanıt arayalım: 'Sezer niçin böyle konuştu?'
Bir neden, kendisi 'Cumhurbaşkanlığına devam etmek istediği ya da siyasette makam arayışı içinde olduğu için' olabilir.
Böyle bir olasılığın bulunmadığını, Ahmet Necdet Sezer'in bu taraklarda bezi olmadığını biliyoruz.
İkinci bir neden, Cumhurbaşkanı Sezer'in Çankaya'da bulunduğu yedi yıl içinde toplumdan kopması ve bu yüzden tehdit algılamasının çarpık ve abartılı hale gelmesi olabilir. Belki yaşadığı izole hayat onu bazı militan azınlıkların etkisi altına sokmuş ve duyarlıklarını değiştirmiştir. Belki.
Ama asıl üçüncü neden üzerinde durmak gerekir: Çankaya'ya siyasi bir liberal olarak çıkan Cumhurbaşkanı Sezer yedi yıl içinde gördükleri, duydukları ve bizim asla erişemeyeceğimiz bilgi kaynaklarından edindikleri sonucunda ülkemizin gerçekten ağır bir rejim tehlikesiyle karşı karşı olduğu sonucuna varmıştır ve son uyarı görevini yerine getirmektedir.
İşte o zaman, bu tehditten çekinmesi gerekenlerin, yani bu ülkede laik ve demokratik sistemin devam etmesini isteyenlerin bir isteği olacaktır:
"Sayın Cumhurbaşkanımız, lütfen çok geç olmadan, somut örnek ve olgularla açıklar mısınız? Sizin bildiklerinizi biz de bilmek istiyoruz."
Örneğin, "Açıklar mısınız hangi devlet kurumları hangi tarikat ve cemaatların egemenliği altına girmiştir? Bunları biz de duyuyoruz, ama sizin elinizde belgeler, bulgular vardır."
Cuma günü İstanbul'da Harp Akademileri'nde yaptığı 'alarm' konuşmasından sonra, tehdit algılamasının içini net ve açık bir biçimde doldurmak bir sorumluluk haline gelmiştir. Tarihi bir sorumluluk!
Fikirlerin patenti olmaz, ama Cumhurbaşkanı Sezer'in hukuk konusundaki dikkat ve titizliğinin bir emniyet supabı işlevi görerek en fazla AKP iktidarının işine yaradığı fikri ilk olarak bu sütunlarda yayımlanmıştı. Şimdi başkarı da yazıyor.
Daha iddialı da konuşabiliriz. Çankaya'da Sezer olmasaydı, bugün iktidarda AKP de olmazdı. Sezer olmasaydı, darbe peşinde koştuğu iddia edilenler, aradıkları ama bulamadıkları toplumsal kargaşa ortamını kolayca yaratabilir, medya ve kurumlardan çok daha fazla destek alabilirlerdi.
Gözleri Erdoğan'ı Çankaya'ya çıkarmaktan başka bir şey görmeyen ve bana Menderes dönemimin amigo gazetelerini hatırlatmaya başlayanlar konuya bir de bu açıdan baksalar kendi yararlarına olur.
Ve tabii, ülke yararına. Eğer öyle bir kaygıları varsa, tabii.