Seçimde neyinizle oy kullanacaksınız?

Bu seçimde neyinizle oy vereceksiniz? Hemen gülmeye başlamayın, ciddi bir soru bu. Örneğin, Amerikalıların daha çok 'cüzdanları' ile oy verdiği söylenir.

Bu seçimde neyinizle oy vereceksiniz? Hemen gülmeye başlamayın, ciddi bir soru bu. Örneğin, Amerikalıların daha çok 'cüzdanları' ile oy verdiği söylenir. Buna karşılık, Kuzey Avrupalılar 'vicdanları' ile oy vermekle övünürler. Ya siz ne yapacaksınız bu seçimde?
Klasik demokrasi kuramının biçimlendiği 'modern' dönemde, seçmenlerin 'akılları' ile oy verecekleri varsayılırdı. Kuramcılar, bu yüzden, seçmenlerin doğru ve kapsamlı olarak bilgilendirilmesine çok büyük önem verirlerdi. Basın, Dördüncü Güç düzeyine yükseltilmişti. Tanrı (ya da Doğa) insanları akıllı olarak yaratmıştı, ama bunu iyi kullanabilmeleri için bilgi ve özgürlük gerekliydi.
Demokrasi yaygınlaşıp oy hakkı genişleyince kimi yüreklere şüphe düştü. Freud'un ve Marx'ın bulguları bu kuşkuları daha da koyulaştırdı. Ne yazık ki, insanlar yalnızca 'akıl'larıyla hareket etmiyor, ona göre oy kullanmıyorlardı. İşin içine süperego, ideoloji, suskunluk sarmalı türünden filtreler giriyordu.
Marksist şemaya göre akıllı seçmenler 'sınıfsal çıkar'a göre oy kullanmalıydı. Ama pratikte hiç de öyle olmuyor, araya 'yanlış bilinç' karıştığından olacak, kitleler sınıfsal çıkarlarının tam zıddını savunan partilere oy verebiliyorlardı.
Hatta daha kötüsü bile olabiliyordu. Nazileri 1933 yılında yüzde 44 oyla iktidara getirenler kimlerdi?
Bizde seçmenlerin genellikle 'umutları' (1977, 1983) ve 'öfkeleri' (2002) ile oy kullandıkları söylenir. Seçmenimizin beğendiklerini ödüllendirmek yerine, kızdıklarını cezalandırmayı tercih ettiğine inanılır. Bu görüşe göre, son 30 yılın seçim sonuçlarına "Seçmen bu kez kimi cezalandırdı?" sorusunun bakış açısından da bakılabilir...
Peki, 22 Temmuz 2007 seçimlerinde ne olacak? Bu seçimlerde halkımız neyi ile oy verecek?
AKP'ye sempati ile bakan çevreler bu seçimde ağır basan psikolojinin AKP'nin cumhurbaşkanı seçememesiyle bağlantılı bir 'mağduriyet' duygusu olacağını öne sürüyorlar. Anladığıma göre, özellikle Kayseri'de bu duygu çok baskın imiş; 'akıllı' ve 'açıkgöz' insanlarıyla ünlü bu ilimizde, hemşerileri Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı seçilememiş olması bir gocunma nedeni olarak algılanıyormuş.
'Mağduriyet' ile sandık başına gideceklerin karşısında, kuşkusuz, 'korkuları' ile oy kullanacak geniş kitleler de var. Kayserili Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanı seçilememesi bu kitlelerin korkularını ortadan kaldırmaya yetmedi. Oy kullanma bölmesine girdiklerinde ağır basacak olan duygu gene de korku olacağa benziyor. Büyük mitinglere katılanlar öyle diyorlardı. Sanırım hâlâ öyledir.
Bu arada, tabii, 'imanları', 'etnik kimlikleri' ve 'kalpleri' ile oy kullanacak hatırı sayılacak büyüklükte öbekler olduğu da biliniyor.
Bu tabloya bakınca, 'akıl çağı'nın neresine düştüğümüz kolayca görülebiliyor.
Ya siz? 22 Temmuz'da neyinizle oy kullanacaksınız? Yoksa aklınızla mı?