Seçime 50 gün kala

Davos kalkışması 29 Mart?taki yerel seçim gündemini saptırdı, toplumun zaten zayıf olan konsantrasyonunu bozdu, dikkatleri dağıttı. Şimdi yeniden seçim gündemine dönülmeye...

Davos kalkışması 29 Mart’taki yerel seçim gündemini saptırdı, toplumun zaten zayıf olan konsantrasyonunu bozdu, dikkatleri dağıttı. Şimdi yeniden seçim gündemine dönülmeye çalışılıyor. Sandığa gitmeye 50 gün kala neredeyiz?
İşte bazı gözlemler:
Gazze ve Hamas’la ilgili hamasi duygu kabarmasının zaten birinci parti durumundaki AKP’yi daha da güçlendireceği öne sürülüyor. Olabilir. Bu, özellikle, Saadet Partisi’nin bu hassas konuda meydanı boş bulmasını engellemek açısından doğrudur. Ne var ki, Türkiye gibi delişmen bir ülkenin siyaset hayatında 50 gün çok uzun bir süredir. Bu 50 günde ‘gündeme bomba gibi düşecek’ konular olacaktır.
Ancak, ideolojik hegemonya kurma yönünde kararlı şekilde ilerleyen
AKP’nin gündem kontrolü sanatında da çok yol aldığını ve ‘bomba’ların çoğunun onun bombaları olabileceği olasılığını göz ardı edemeyiz.
***
Bu seçim kampanyası uzun süredir ilk kez laiklik eksenine dayanmayan bir kampanya olacağa benziyor. Ana muhalefet CHP, konuyu hep laikliğe bağlamanın maçı rakip sahaya taşımakla aynı sonucu doğurduğunu sonunda keşfetti. Tam tersine, son dönemde ısrarla karşı sahaya maça gider görüntüsü veriyor. Diğer sakıncaları ne olursa olsun ‘çarşaf açılımı’ ve ‘Kuran kursu’ girişimlerinin din kozunu AKP’nin elinden almak açısından bir etkisi olabilir mi?
Göreceğiz.
***
Türkiye, dünyanın birçok ülkesi gibi, derin bir ekonomik bunalım içinde bulunuyor. Bu bunalımın etkilerinin iki ay içinde daha da ağırlaşması bekleniyor. Türkiye siyaset sosyolojisinin kurallarının dışında olmadığına göre, bu seçimin belirleyici öğesinin ekonomik sıkıntılar olması gerekir.
Acaba dünya konjonktürün de etkisiyle oldukça parlak geçen altı yılın zihinlere vurduğu pembe damga AKP’yi bu seçimde de zirvede tutar mı? Yoksa yaşadığı ekonomik sıkıntılar dolayısıyla merkezi hükümete mesaj göndermek isteyen seçmen, örneğin 1989’da yaptığı gibi, ‘protesto’ oyu kullanır mı?
Bunları şu anda bilmiyoruz ve başlangıç noktasındaki kamuoyu araştırmaları da bu konuda bir şey söylemiyor.
***
Gündeme düşecek ‘bombalar’ arasında Ergenekon’un ardından gelecek ikinci ve belki üçüncü iddianameleri ve en sonunda Ankara’ya ulaşan Deniz Feneri dosyasını sayabiliriz. Onlardan seçime malzeme çıkar mı? Çıkarsa kim nasıl etkilenir?
CHP adayı Kılıçdaroğlu’nun mart ayında açıklayacağını söylediği yolsuzluk dosyaları ne kadar ağırlık taşır?
Etnik ya da dinci terör, çirkin burnunu seçime sokmaya çalışır mı? Bütün bunların ötesinde, hiç aklımızdan geçmeyen şeyler olur mu?
Hayat bu, olur olur. Burası Türkiye.
***
Seçim yerel olsa da, Türkiye’nin dünyanın bir parçası olduğunu unutamayız. Son 6-7 yıldır hep AKP’den yana işleyen dış faktör, Obama’nın da etkisiyle, farklı işlemeye başlar mı? Ermeni soykırımı tasarısı ve İsrail’le ilişkiler konusunda tatsız gelişmeler olursa, ‘mağdur’ durumuna düşürülen bir Türkiye’de seçmen psikolojisi nasıl değişir? Yararlanan yine ‘mağdur’ rolünü çok iyi oynayan AKP mi olur?
Çıkış noktasında kamuoyu yoklamaları, başta İstanbul ve Ankara olmak üzere pek çok yerde AKP’nin epey ilerde olduğunu gösteriyor. Ancak, yurttaş henüz bu seçime odaklanmış sayılmaz. Kampanya daha yeni başlıyor.
Heyecanlı bir 50 gün olacağa benziyor.