'Sevindir bizi Başbakan!'

'Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Kızılcahamam'daki AKP toplantısında cumhurbaşkanlığına aday olmadığını açıklayabileceği dedikodusu piyasaları uçurdu. Borsa 40 bini geçti.'

'Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Kızılcahamam'daki AKP toplantısında cumhurbaşkanlığına aday olmadığını açıklayabileceği dedikodusu piyasaları uçurdu. Borsa 40 bini geçti.'
İnternet haber sitesinde okuduğum haber aynen böyle diyordu!
Dikkat edin 'açıkladığı' değil, 'açıklayabileceği'. Spekülatif rivayeti bile borsayı uçurduğuna göre, gerçeği ne yapar artık onu uzmanları söylesin!
Borsa o kadar önemli mi? Benim için değil. Borsaların ve özellikle bizimkinin çeşitli spekülasyon oyunlarına açık bir çeşit kumarhane gibi işlediklerini işin uzmanları sık sık yazıyorlar. Halkımızın sıkıntılar içinde kıvranan büyük bir çoğunluğu için borsanın bir hayal ülkesi olduğunun da farkındayım.
Ancak, pek çok kimse, bu arada Başbakan Erdoğan borsayı bir gösterge olarak ciddiye almakta. Erken seçimden söz edenlere 'Bu vatana ihanettir. Erken seçim ekonomiyi bozar, borsayı allak bullak eder' diyenler onlar değil miydi?
Demek ki, Erdoğan nisan ayında o çok beklenen kararını alırken borsanın eğilimlerini mutlaka göz önünde tutacaktır.
Bakalım o zaman borsayı ve halkın büyük çoğunluğunu sevindirmeyi mi yeğleyecek, yoksa üzmeyi mi?
'Halkın büyük çoğunluğu' nereden çıktı diye soracak olursanız, en son kamuoyu yoklamasında Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olmasını istemeyenlerin oranı yüzde 58'i buluyormuş.
Bu gibi çoğunluklar kolay kolay erimezler.
Zaten şurada nisana ne kaldı?
Türkiye'nin krize dönüşme potansiyeli taşıyan cumhurbaşkanlığı seçimini demokrasiden taviz vermeden ama çok bozuk olan iç kurumsal dengeleri onararak atlatması yılın geri kalan bölümündeki tehlikelerin de daha kolay atlatılmasını kolaylaştıracaktır.
Türkiye bu yıla dış politika açısından son dönemlerde görülmemiş ölçüde büyük bir yalnızlık içinde girdi. Son 60 yıllık dış politikanın iki ana sütununda ciddi çatlaklar var: Avrupa Birliği'ne tam üyelik makul bir olasılık olmaktan çıkmış, mucizlere kalmış görünüyor. Amerika Birleşik Devletleri'nde ise tezkereyi onaylamadığı için Türkiye'ye kin besleyen yeni muhfazakârlar dizginleri bırakmamak için direniyor, kapıları Ankara'nın suratına çarpıyorlar.
Kuzey Irak'ta PKK'ya karşı operasyon, Kerkük'te tiktakları hızlanan saatli bomba, ABD Temsilciler Meclisi'nin Ermeni soykırımını kabul etmesi, Fransa'da Türkiye düşmanı Sarkozy'nin cumhurbaşkanı seçilmesi...
Böyle şeyler var gündemde. Zor bir yıl bekliyor bizi.
'Kurtar bizi baba!' sloganı tarihte kaldı. Kamuoyundan ve borsadan gelen son işaretler yeni dönemin sloganını ilan ediyor:
'Sevindir bizi Başbakan!'
Lanet olsun: Cesur, yiğit, açık sözlü meslektaşımız Hrant Dink'i öldürenler Türkiye'ye ve Türklüğe en büyük kötülüğü yaptılar.