Sinemada kriz yok

Büyük ekonomik krizin pek çok suratın asılmasına neden olduğuna kuşku yok. Ancak güldürdüğü bazı yüzler de var.

Büyük ekonomik krizin pek çok suratın asılmasına neden olduğuna kuşku yok. Ancak güldürdüğü bazı yüzler de var.
Örneğin kimler mi?
Amerika’dan gelen haberlerden büyük ekonomik krizin kiliseye, sendikaya ve sinemaya gidenlerin sayısını artırdığını öğreniyoruz.
Sinema, sendika ve kilisenin ortak yanları ne?
Her üçü de büyük okyanus dalgalarının ortasında kendisini bir fındık kabuğu gibi hisseden bireylere ‘Yalnız değilsin!’ mesajı veriyor.
Kilise ile sendikanın bu mesajı nasıl verdiği belli. Ya sinema?
Sinema da insanlara “Bak başka yaşamlar ve yaşam biçimleri de var” diyerek aynı mesajı veriyor.
Ekonominin birçok alanında feci düşüşler yaşayan Türkiye’de sinema istatistikleri yürek ısıtıyor..
2008 yılında satılan sinema bileti sayısının 40 milyon dolayında olduğu sanılıyor ki, büyük
bir sıçramadır. Birkaç yıl önce 20 milyon düzeyine kadar düşmüştü.
Türkiye’de 2008’de yerli filmleri pazar payının yüzde 50’yi aştığı belirtiliyor ki, dünyanın pek çok ülkesinin ağzını sulandıracaktır. Bunlar arasında Fransa, İtalya ve İngiltere gibi sinema tarihinin en baba ülkeleri de var.
Bir yılda yapılan film sayısının 50’yi aşması da Türkiye’yi dünyanın önemli film üreticisi ülkeleri arasına sokuyor.
Türkiye’de tek bir filme giden biletli seyirci sayısı 5 milyonu zorluyor ki, bir kültürel kilometre taşı sayılabilir.
Aslında birkaç yaratıcı uygulamayla seyirci sayıları çok daha fazla artırılabilir.
Son yıllarda Türkiye’nin dört bir yanında pıtrak gibi çoğalan Amerikanvari alışveriş merkezleri ile salon sayısı ve konforunda büyük bir yükseliş yaşandı. Koltuk, görüntü ve ses kalitesi yükseldi.
Ne var ki, bunlardaki sinema biletleri orta sınıfımız için çok pahalı. 10 liradan başlıyor 15-20 liraya kadar tırmanıyor. Dört kişilik bir aile sinemaya gidecek olsa toplam harcama kolayca 60-70 lirayı buluyor.
Özellikle kriz yılı için el yakan bir rakam bu.
Peki, acaba daha ucuz fiyatlı gösterimler yapılamaz mı? O alışveriş merkezlerinde alışveriş edenlere oradaki sinemalara girişte indirim sağlayan kuponlar verilemez mi? Büyük holdingle ya da başkaları belirli filmler için bilet sponsorluğu yapamazlar mı? Dergiler ve gazeteler promosyon için indirim kuponları veremezler mi?
Son yıllarda seyirci sayısı artsa da, Türkiye sinemaya gitme açısından gelişmiş ülkelerin çok gerisinde. ABD’de her birey yılda ortalama altı filme, AB ülkelerinde ise 2.5 filme giderken, bizde ortalama 2.5 yılda bir filme gidiyor.
Bu vahim ortalamayı yükseltmek bir kültür politikası sorunudur. Hele seyircimizin Hollywood filmlerinden çok kendi filmlerimize gittiğini düşünürsek...
Türk sinemasının bu yüzyılın ilk çeyreğinde dünyanın önde gelen birkaç sineması arasında yer alacağını sık sık yazıyorum. ‘Bu yükselişe seyirciyi de katmak için ne yapabiliriz’ sorusunun her düzeyde sorulmasının tam zamanıdır.