Şok tedavi zamanı

Belki demokrasi tarihimizin en tatsız seçim kampanyasındayız. Başlıca malzemesi kan, ölüm ve gözyaşı olan bir kampanya başka nasıl olur ki?

Belki demokrasi tarihimizin en tatsız seçim kampanyasındayız. Başlıca malzemesi kan, ölüm ve gözyaşı olan bir kampanya başka nasıl olur ki? Kampanyanın en belirleyici toplantıları miting meydanlarında değil, cami avlularında, cenazelerde yapılıyor. En vurucu sloganlar orada atılıyor. Ölümler birilerinin kazanç ya da kayıp hanesine yazılıyor.
Çok acı ama böyle.
AKP'nin seçim kampanyasının PKK'nın bomba ve mayınlarına rehin düştüğünü söyleyebiliriz. Israrla birbiri ardından gelen terör haberleri nedeniyle bundan iki ay önce kaybettikleri dizginleri bir türlü ele alamıyor, gündem belirleyemiyor, savunmadan çıkamıyor.
'Sürükleniyorlar' diyebiliriz.
Her şey normal akışında gitseydi, AKP'nin kampanya stratejisi 'başarı' teması üzerine kurulacak, beş yıllık icraattaki olumlu göstergeler vurgulanacaktı. Başta Başbakan Erdoğan olmak üzere parti sözcüleri başarıları uzun uzun anlatacak, geçmişteki kötü günlerle kıyaslayacaklardı. Ana tema 'istikrar' olacaktı. Yani, seçmene 'Bizi yeniden seçin ki her şey böylece devam etsin' denecekti.
Her gün şehit cenazelerinin kaldırıldığı bir dönemde bu yaklaşım etkili olamıyor. Çünkü 'her şeyin böyle' devam etmesini isteyenler azalıyor.
Bu arada asıl krizi onarmak için bir şey yapılamıyor ya da yapılsa da yetersiz kalıyor. Asıl kriz Ankara'daki parçalanmışlıktır, erk paylaşımındaki yapısal sürtüşmedir. Neyi kastettiğimi çok iyi biliyorsunuz.
Hiçbir sistem kendisini oluşturan öğeler arasında bu ölçüde uyumsuzluğu ve gerginliği kaldıramaz. Nitekim kaldıramıyor.
Sanırım, AKP kurmayları çok yakın tarihlere kadar, 22 Temmuz seçimlerinde kazanacakları sandık zaferiyle parçalanmanın biteceğini, her şeyin normale döneceğini düşünüyorlardı. Bu iyimser tahminin artık gerçekçi olmaktan çıktığını görebiliyoruz. Sandıktan çıkacak sonuç sistem içi tansiyonu daha da artırabilir. Erk yapısının parçalanmışlığı ve kurumlararası sürtüşme kendi başına ele alınması gereken bir sorundur.
Türkiye'yi şehit cenazeleri üzerinden seçim hesapları yapılan hastalıklı atmosferden çıkarmak ve demokrasiyi onarmak için yeni yollar düşünmek gerekiyor. Çünkü bu hastalık malum haplarla geçeceğe benzemiyor.