Son karardan sonra siyaset bulmacası

Karar kendilerinden yana çıktı ya, düne kadar Anayasa Mahkemesi hakkında demediklerini bırakmayanlar birdenbire fikir değiştirdiler.

Karar kendilerinden yana çıktı ya, düne kadar Anayasa Mahkemesi hakkında demediklerini bırakmayanlar birdenbire fikir değiştirdiler. Şimdi de cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili yüksek mahkeme kararını öve öve bitiremiyorlar.
Henüz fazla bir şey duymadım ama, öbür yandakiler de 'Bu ne biçim mahkeme?' diye homurdanmaya başlarsa hiç şaşmam. Çünkü Ankara'nın siyaset esnafı için kurumlar değil, çıkarlar önemlidir. Kendilerinden yana karar veren kurumlar demokratik, vermeyenler despotiktir!
Tabii son duruma göre, dünün despotiki bir anda bugünün demokratiki kategorisine geçebilir!
CHP lideri Deniz Baykal'ın mahkemeyi baskı altına almaya çalışan tehditkâr sözleri yakışıksızdı, kabul. Ancak bu, AKP ile basındaki yandaşlarının da Anayasa Mahkemesi konusunda çok kötü bir sınav verdikleri olgusunu değiştirmiyor.
Mahkemenin cumhurbaşkanlığı seçimi için TBMM'de 367 oyun gerekli olduğuna dair kararı için o kadar dehşet verici şeyler yazıldı, söylendi, o kadar zehirli imalar yapıldı ki, sanırsınız, yüksek yargıçlar o kararı kapının önünde otomatik silahlı askerler beklerken almışlar.
Siz bakmayın 367 konusunda kişisel bir yenilgiye uğramış olan Meclis Başkanı Bülent Arınç'ın söylediklerine... O kararın yabana atılmaması gereken bir hukuki mantığı vardı ve açıklanan gerekçe de bunu gösteriyor.
Peki, şimdi nasıl oldu da Cumhurbaşkanı Sezer'in ve CHP'nin istediğinin tam tersi bir karar çıktı?
Kapıda bekleyen otomatik tüfekli askerler kışlalarına mı döndüler?
* * *
Bu karardan sonra ne olacağına, Cumhurbaşkanı'nın nasıl seçileceğine gelince... Kafaların daha da karışacağına, zaten çok bilinmeyenli olan denklemin daha da içinden çıkılmaz hale geldiğine şüphe yok.
28 Şubat sürecinde bir amiral: "Türkiye normal havanın beş şiddetinde olduğu bir tekne gibidir. Rejimi de ona göre sağlam olmalı" demişti.
Biz de son karardan sonra, "Türkiye zorluk derecesi 10 üzerinde 8 olan bir bulmaca gibidir, daha aşağısı bizi kesmez" diyebiliriz.
Son kararla bulmacamızın zorluk derecesi 7'den 9'a çıktı bence.
Bakalım nasıl içinden çıkacağız?
Şunu bir kez daha hatırlatayım: Bulmacanın tam ortasındaki kritik kelime 'uzlaşma.'
Uzlaşma arıyormuş gibi yapmak değil, uzlaşma.