Sorumluyuz

Son altı yıldır ağustos ayının ilk haftası benim için şiir ve Homeros'la özdeşleşiyor. Son altı yıldır ağustos ayının ilk cuma gecesi ve cumartesi günü Bozcaada'da 'Şair'in Günü ve Homeros okuması' etkinliğine katılıyoruz.

Son altı yıldır ağustos ayının ilk haftası benim için şiir ve Homeros'la özdeşleşiyor. Son altı yıldır ağustos ayının ilk cuma gecesi ve cumartesi günü Bozcaada'da 'Şair'in Günü ve Homeros okuması' etkinliğine katılıyoruz. Adanın, insanı teselli eden poyrazında, şirimizin ve Homeros'un ölümsüz destanının mısraları uçuşuyor.
Bu yılın şairi Refik Durbaş idi. Kalenin arkasındaki Salhane'ye akşam lacivert bir pus gibi inerken, Bozcaada şarapları içerek dinledik Durbaş'ın şiirlerini. Magazin basını o kelimenin tılsımını bozmuş olmasa, 'büyülü' bir ortamdı diyebilirdim.
Durbaş'ın 'Çırak Aranıyor'dan başlayarak çok bestelenmiş şiirlerinden de bildiğimiz kentli küçük insanlarının sıkışık hayatlarından Ege'nin ağzındaki bu özgür adaya, Homeros'un tanrısal kahramanlarının yazgılarından, çağımızın antikahramanlarının kaybolmuşluğuna uzanan kanallar keşfettik.
Amacımız zaten buydu: Modern yaşamın aşırı süratine ve gelgeçliğine rağmen bazı şeylerin kalıcı ve önemli olduğunu hatırlamak ve hatırlatmak:
İnsanlık gibi... Rüzgâr gibi... Şiir gibi...
Ertesi sabah güneş doğmadan, elimizde 'İlyada'lar Troya'nın tam karşısındaki sahildeydik. Gene, aramızda, yaşını başını aldıkları halde, her şeylerini borçlu oldukları güneşin doğuşunu ilk kez gerçekten seyredenler vardı.
Ve gene içimizde tuhaf bir gerilim: Ya doğmazsa?
Ama hayır, 'gül parmaklı şafak' gökyüzüne dokundu ve turuncu bir güneş tam saatinde Anadolu'nun üzerinden başını gösterdi.
İzmirli ozan ne dediğini biliyordu.
Bunun doğruluğuna birkaç hafta önce bir kez daha tanık olmuştum. Akşamüzeri araba vapuruyla adaya geçerken deniz bordo rengiydi. Hayır hayır, 'şarap rengi' idi o saatte Ege. Demek ki, Homeros 'şarap rengi deniz' derken benzetme ya da söz oyunu yapmamış, şimdi bizim üzerinde yaşadığımız bu denizi olduğu gibi anlatmıştı...
İnsanların hızla mahvettikleri bu narin gezegende bazı şeylerin 3 bin yıl sonra bile aynı kalmış olması ne güzel şeydi...
Ve ne ağır sorumluluk.
Her yıl ağustos ayının başında Bozcaada'da akşam saatlerinde şiir dinler ve gün doğumunda Homeros'u okurken tarihe ve doğaya karşı sorumluluğumuzu daha bir yoğun hissediyoruz.
Aman dikkat: Buralar bize emanet!