Tasfiye edilecek birkaç gazeteci

Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı bir polemik başlattı: "Önümüzdeki dönemde hangi gazeteciler ayakta kalacak, hangileri tasfiye olacak?" Birçok köşe yazarı konuyu ilginç bulup...

Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı bir polemik başlattı: “Önümüzdeki dönemde hangi gazeteciler ayakta kalacak, hangileri tasfiye olacak?” Birçok köşe yazarı konuyu ilginç bulup, polemiğe katıldı. İsimlerin de verildiği baharı biberi bol bir tarışma çıktı ortaya.
Birkaç gazete ve dergi bu konuda benim ne düşündüğümü sordu. Medyanın geleceği kendi akademik alanıma da girmesine rağmen katılmak istemedim. Tartışmanın mumu titremeye başladığına göre artık düşüncelerimi söyleyebilirim.
Ben, bu tartışmayı başlatan sorunun yanlış ve gecikmiş bir soru olduğu kanısındayım. Biz de küresel gündemin bir parçası olduğumuza göre, günümüzde asıl soru, özgür ve bağımsız basının ayakta kalıp kalamayacağıdır.
Bu soru her geçen gün biraz daha büyüyor ve yalnız medyanın değil, demokrasilerin geleceğini tehdit ediyor.
O kadar ki, ABD Senatosu’nun bir alt komisyonu mayıs ayında konuyu ele alarak, neler yapılabileceğini, haber basınının nasıl kurtarılabileceğini tartıştı.
İlginç fikirler dile getirilmesine rağmen ortaya çıkan genel görünüm iç açıcı değildi..
Dünyanın en önemli basın kuruluşlarından biri olan International Press Institute (IPI) gelecek yıl Viyana ve Bratislava yapacağı kongrenin ana konusu olarak neyi seçti dersiniz: “Basınının kalmadığı yerde basın özgürlüğünden söz etmenin ne anlamı olabilir?”
Burada ‘basın’ derken, tabii özgür ve bağımsız basından söz ediyoruz. Temel görevini, kamuoyunu evrensel gaetecilik ilkelerine uygun biçimde bilgilendirme ve aydınlatma şeklinde tanımlayan haber organlarından söz ediyoruz.
Gerek Avrupa’da gerekse ABD’de bu türden basın ayakta kalmakta zorlanıyor. Ekonomik krizin de etkisiyle büyük mali sıkıntılar yaşanmakta. Haberciler işten çıkarılıyor, sayfa sayıları azaltılıyor, yabancı ülkelerdeki bürolar kapatılıyor. En kötüsü, kaliteli habercilik yapan saygın ve önemli gazeteler iflas ediyor ya da internete çekiliyor.
Dahası, ‘online’ ortamında haber yayımlamanın kendisini nasıl finanse edeceği sorusuna henüz yanıt bulunmuş değil.
İşin en vahim tarafı, bu büyük bunalımdan en fazla zarar görenlerin başında araştırmacı-soruşturmacı gazetecilik yapanlar olması. Oysa, demokrasi kuramına göre, onların katkısı ‘olmazsa olmaz’ düzeyde.
Türk basınının kendine özgü yanları olduğu muhakkak, ancak küresel eğilimlerden etkilendiğine ve gittikçe daha fazla etkileneceğine de kuşku yok.
Bence Ekrem Dumanlı’nın sorusu bu bağlam içinde değerlendirilmezse yapılacak tartışmanın, Bizans düşmek üzere iken Ortodoks papazların meleklerin erkek mi yoksa dişi mi olduğu konusunda yaptığı tartışmasından farkı olmaz.
Ben önümüzdeki dönemde Ekrem Dumanlı’nın tasfiye edilen gazeteciler arasında olacağını hiç sanmıyorum. Dumanlı, Fethullah Gülen cemaatinin, piyasa mekanizmaları dışında da finanse edilebilen Zaman gazetesinin genel yayın yönetmeni.
Bu cemaata bir şey olmadığı, dağılmadığı ya da erimediği sürece Dumanlı’ya da bir şey olmaz. Başarıdan başarıya koşmata devam eder.
Meğer ki cemaat içinde görüş farklılığı çıksın ve Dumanlı cemaat içinde başka bir göreve atansın.
Evet, önümüzdeki dönemde Dumanlı’nın tasfiye edilir diye kaygılanmak abestir. Dumanlı ve ona benzer basın organlarında çalışanların tasfiyesi söz konusu değildir.
Ama, küresel ve yerel koşullara bakarak tasfiyesi edilmesinden ciddi olarak kaygılandığım bir kaç isim sayabilirim:
Acaba önümüzdeki dönemde Nedim Şener gibi gözüpek bir soruşturmacı gazeteci ayakta kalabilir mi? 
Her zaman dobra Necati Doğru gibi birine köşe yazdırmaya devam ederler mi? 
Haberkolik Yalçın Bayer’in tasfiyesini ne önleyebilir?