Televizyonlardan iki şikâyet

Zaten dünyanın en çok televizyon seyreden toplumlarından biriydik, RTÜK?ün yaptığı son araştırmaya göre televizyon önünde geçirdiğimiz saatler daha da artmış.

Zaten dünyanın en çok televizyon seyreden toplumlarından biriydik, RTÜK’ün yaptığı son
araştırmaya göre televizyon önünde geçirdiğimiz saatler daha da artmış.
Bu bulgudan ve RTÜK’ün araştırmasının diğer sonuçlarından ben halkımızın televizyonlarından genellikle memnun oldukları izlenimini alıyorum.
‘Alan razı, satan razı’ türünden bir durum söz konusu..
Ancak, yeri gelmişken, bu araştırmaya yansımayan ama pek çok yerden duyduğum iki şikâyeti dile getirmek istiyorum.
Bunlardan birincisi, ‘başarılı olan’ (yani yüksek reyting alan) dizi bölümlerinin dünyanın hiçbir yerinde görülmemiş yöntemlerle sürdürülmesi, uzatılması, genişletilmesi, adeta epik destanlara dönüştürülmesi.
Hazır yakalamışken yağını da çıkartalım tamahkârlığı... Hepsini biz alalım, başkasına bir şey kalmasın bencilliği... Bindiği dalı kesme miyopluğu...
Bu işin ölçüsünü koyan Amerika’da dizi bölümleri 24 ya da 48 dakikadır. Yani reklamlarla birlikte, yarım ya da bir saatlik. Reytingi ne olursa olsun, bölümlerin bir dakika uzaması ya da kısalması söz konusu olamaz. Sistem bunu kabul etmez. 
Etmez, çünkü bu düpedüz istismardır: Seyircinin istismarı, oyuncunun istismarı, teknik ekibin istismarı... Kamusal kaynakların istismarı.
Bizde de seyircileri bezdiren bu kötü uygulamaya mutlaka son verilmesi gerekir. Artık buna televizyon yöneticilerinin kendileri mi karar verirler, RTÜK mü karışır, yoksa program üreticileri dünyanın başka yerlerinde olduğu gibi örgütlenerek, diyelim grev yaparak, hayır mı derler bilemem...
Ne olursa olsun, program planlamasını reyting mühendisliğinden ibaret sanan kimi televizyon yöneticilerinin kamusal ve etik sorumluluklarının da olduğunu hatırlamalarının ve üstlendikleri işin bir değerlendirmesini yapmalarının zamanıdır. 
İkinci şikâyet de bununla bağlantılı: En çok seyredilen kanallarda siyasi ve kültürel tartışma-haber programlarının gece yarısından sonra başlaması ve iş güç sahibi çoğunluk tarafından seyredilememesi
Geç saatlere konan program düşük reytinge mahkûm ediliyor, düşük reytingler onların geç saatte gösterilmesinin bahanesi haline getiriliyor,  reklamverenler de bu numarayı yutuyor...
Tamam, eğlendirmek televizyonların işlevlerinden biridir, ancak tek işlevi değildir; radyo dalgalarından da yararlanan televizyonların kamusal görevleri de vardır.
Ekranların demokratik bir tartışma platformu olarak kullanılması bunların başında gelir.
Hiç merak etmesinler... Arena, 32. Gün, Siyaset Meydanı ve kimi diğerleri medeni saatlere konulsalar pekâlâ iyi reyting yaparlar...
Ki, iyi televizyonculuk reyting avcılığından ibaret değildir.