Teziç'ten Erdoğan'a kötü haber

Fırtınanın merkezine yaklaşıyoruz ve ve rüzgârın gücünü yitireceğine ilişkin herhangi bir işaret görünmüyor.

Fırtınanın merkezine yaklaşıyoruz ve ve rüzgârın gücünü yitireceğine ilişkin herhangi bir işaret görünmüyor.
Hatta tam tersine.
YÖK Rektörler Komitesi'nin dün yaptığı toplantıdan sonra kamuoyuna verdiği cumhurbaşkanı portresinin Recep Tayyip Erdoğan'la uyuşabilmesi mümkün değil!
Bence daha önemlisi, YÖK Başkanı Erdoğan Teziç'in TBMM'nin yeni cumhurbaşkanını seçmek için 367+1 milletvekiline ihtiyaç olduğunu net ve açık bir şekilde söylemesi.
Bu konuda hukukçular arasında görüş ayrılıkları olduğunu biliyorum. Ancak, İstanbul Hukuk Fakültesi'nden hocam Teziç'in (milli voleybolcu ve Anayasa Kürsüsü'nde asistandı o zamanlar) görüşünü hafife almamak gerekir.
Bu bağlamda YÖK Başkanlığı o kadar önemli değil: Teziç, Türkiye'nin en önde gelen birkaç Anayasa hukukçusundan biridir. O böyle diyorsa, bunun bir ağırlığı olacaktır. Herkes bu konuyu bir kez daha düşünmek zorunda kalacaktır.
Bunlara Anayasa Mahkemesi yargıçları da dahildir.
367+1 bulunmadan yapılacak bir seçim, haklı ya da haksız yere, yeni cumhurbaşkanını hukuken şaibeli kılacaktır.
Şu zor 2007 yılında Türkiye'nin içine düşebileceği en netameli durum bundan başkası olamaz! Türkiye hukuken tartışmalı bir cumhurbaşkanının gölgesinde genel seçimlere gidebilir mi?
Teziç ve rektörler, 102. Madde'den çıkardıkları 367+1 koşulunu, Anayasa'nın cumhurbaşkanlığı konusunda geniş bir uzlaşma istediğinin işareti olarak görüyorlar.
Kendi çıkarlarını değil, Türkiye'nin iyiliğini düşünenler, bu konuda uzlaşma için daha nice nedenler bulabilirler.
En azından, siyasi ve yasal inatlaşmaların yakın geçmişte Türkiye'yi nerelere sürüklediğini hatırlayabilirler.
Teknik argümanlara dayanan bir 'dediğim dedik, çaldığım düdük'cülük, kısa zamanda atlatılabilecek olan bir türbülansı tropik bir fırtınaya çevirir.
Bundan sadece kimilerince fetişleştirilmiş olan piyasalar değil, Türkiye zarar görür.
Başbakan Erdoğan, yıllardır uzlaşma kültürünün öneminden söz ediyor ve halktan puan alıyor. Dün yaptığı bir konuşmada da kavgalar, çatışmalar ve polemiklerin yerine 'yapıcı olma'nın önemine değinmiş.
Haklı, ama bir koşulla: Bu tavsiye şu anda herkesten önce kendisi için geçerlidir.