Troya ve Çanakkale'den sonra, Kazdağı savunması

Enerji Bakanı Hilmi Güler, Kazdağı'nda altın aranmasına karşı çıkanların 'Ülkemizin altın konusundaki zenginliğine müsaade etmek istemeyen dış kaynaklı bazı grupların etkisinde' olduğunu söylemiş.

Enerji Bakanı Hilmi Güler, Kazdağı'nda altın aranmasına karşı çıkanların 'Ülkemizin altın konusundaki zenginliğine müsaade etmek istemeyen dış kaynaklı bazı grupların etkisinde' olduğunu söylemiş. Yani neredeyse ajanlıkla suçlamış.
Aslında, bunun tam tersini söylemek daha doğru olur: Kazdağı gibi eşi menendi bulunmayan bir doğa hazinesinde altın aranmasına müsaade edenler birtakım çokuluslu şirketlerin etkisindedirler!
Türkiye'de altın çıkarma konusu açılınca dış etki konusu hep gündeme gelir. Örneğin, katili hâlâ bulunamamış olan rahmetli Necip Hablemitoğlu, Türkiye'de altın çıkarılmasını istemeyen ülkenin Almanya olduğunu öne sürer, altın çıkarılmasına karşı çıkanların arkasında Alman devletinin örgütleri olduğunu ima ederdi.
Enerji Bakanı Güler de bunu mu söylüyor? Yüz binlerin Kazdağı'nda altın aranmasına karşı çıkmasının altında Almanya'nın Türk altın pazarını kaybetmeme çabası mı var? Bunu kastediyorsa koysun kanıtlarını ortaya! Öyle ya, devletin en gizli belgeleri ellerindedir.
Kendilerini aldatmasınlar: Bizim buralarda Almanya kimsenin umurunda değil! Kazdağı direnişi, biraz hamasi olacak ama söyleyeyim, bir çeşit vatan savunmasıdır. O güzellikler sadece bugün yaşayanlar için değil, henüz doğmamış, hatta ana rahmine düşmemiş kuşaklar için savunuluyor!
Oralarda nefes alan biri olarak bir kez daha söyleyeyim: Kazdağı'nın altından çıkacak 'zenginlikleri'(!) istemiyoruz. Kazdağı'nın üstündeki zenginlikler bize yeter!
Enerji Bakanı Güler'in bir başka altın madeninin açılışında çevrecilerin direnişini 'kuru gürültü' olarak nitelendirdiğini okumuştum. Ne kadar çağdışı! Bu kez de 27 Ekim'de Çanakkale'den yükselecek gür ses için de aynı nitelendirmeyi mi kullanacak sayın Bakan?
Konu altın olunca, ilk bakışta işler çok karışıkmış gibi görünüyor: Matruşka bebekleri hikâyesi: En dışta arama izni alan bir sürü yerli şirket görünüyor. Bunların altında içeride bağlantılı oldukları bürokratik, siyasal, ticari çevreler var, ama suratları pek görülmüyor. Sonra altını çıkarmaya hazırlayan, hisse senetleri dış borsalarda alınıp satılan yabancı şirketler geliyor. (Fronteer gibi). Ama onun da içinde, siyanürlü yöntemle altını çıkaracak olan asıl devler bulunuyor (Eldorado, Teck Cominco, vb.)
Tabii hepsinin altında, tüm yerküreyi arsa, tüm ağaçları kereste, Kuzey Ege'nin oksijen ve su kaynağı güzelim Kazdağı'nı maden ocağı olarak gören tamahkâr zihniyet var!
Kimse yabancı ajan filan arayarak kafaları karıştırmaya kalkmasın: 3 bin yıl önce Troya, 93 yıl önce Çanakkale yöre halkı tarafından nasıl savunulmuşsa, Kazdağı da öyle savunulacaktır!