TRT Şeş ve Türkçe?nin geleceği

Bir iletişimci olarak TRT?nin 6. kanalında yayına başlayan Kürtçe yayınlar hakkında ne mi düşünüyorum?

Bir iletişimci olarak TRT’nin 6. kanalında yayına başlayan Kürtçe yayınlar hakkında ne mi düşünüyorum? 
İyi düşünüyorum ama biraz geç kaldığımızı düşünüyorum.
Diyeceksiniz ki, komünizm propagandasını yasaklayan TCK 141. ve 142. maddeleri ancak ‘reel komünizm’ battıktan sonra kaldırmış bir milletin yurttaşları olarak bu normaldir. Devletimiz dünyada olup bitenleri yavaş algılayan ve gecikmeli olarak tepki gösteren bir devlettir.
Gene de, ‘İş işten geçtikten sonra’ demiyorum.
“İyi yapılırsa çok yararlı olabilir. Bürokrat kafasıyla ve kötü yapılırsa pahalı bir göstermeliğe dönüşebilir,” diyorum.
İyi yapılmaktan kastım ne? 
İyi yapılmaktan kastım TRT’nin öbür kanallarında yapmadığı şey, yani iyi televizyonculuk. Her şeyden önce iyi habercilik!
TRT 6 öylesine doğru ve düzgün habercilik yapmalı ki, bundan üç ay sonra önemli bir olay patlak verdiğinde PKK sempatizanları bile ‘Acaba işin doğrusu nedir?’ diye kendi propaganda kanallarını bırakıp sizi izlesinler!
IRA’nın bombalar patlattığı dönemde Büyük Britanya’da durum böyleydi. Başbakan Margaret Thatcher’ın BBC’ye dayattığı sınırlamalara rağmen böyleydi.
Yoksa, TRT 6 bölgede sayıları artan Kürtçe propaganda kanallarına karşı bir propaganda kanalı olarak tasarımlandıysa, başarı şansı fazla değildir.
Her şeyden önce ‘devletin televizyonu’ damgasıyla işe başlamanın handikapını taşıyor. Bölge insanlarının bir çoğunun devlet lafını duyunca tansiyonları yükseliyor. TRT Şeş zaman içinde devletin değil ‘Türkiye Kürtlerinin kanalı’ imgesini edinebilirse önü açılır.
Bunun için iyi haberciliğin yanı sıra, popüler kültürün araçlarından yararlanması doğaldır.
TRT 6’nın ünlü Kürt müzisyenlerine program yaptırmasının PKK’nın hiç hoşuna gitmediği anlaşılıyor. PKK, bölgeyi iyi tanıyan yabancı bir uzmanın da belirttiği gibi, müziğin ‘yumuşak gücü’nü başkalarına bırakmak istemiyor. Hemen hainlik suçlamalarına ve tehditlere başlıyor.
Ne yazık ki, bazı DTP’liler de aynı tellerden çalmaktalar...
Kürtçe televizyonların çoğalmasının bir sonucunun da yöre halkının Türkçe öğrenmeyi gerekli görmemesi olabileceğinden kaygılananları yatıştırmak için şakır şakır Türkçe ve Almanca konuşan beşinci gurbetçi kuşağını gösterebiliriz.
Daha iyi Türkçe konuşmakla daha iyi Kürtçe konuşmak arasında ters değil, doğru orantı vardır.
Eğer Hollandalı dil uzmanı Abram de Swaan’ın ‘Dünya Dil Sistemi’ adlı eserinde dedikleri doğruysa, bu yüzyılın ortalarında yöre insanları bir yerel dil (Kurmançi ya da Zaza), bir bölgesel dil (Türkçe ya da Arapça) ve bir küresel dil (İngilizce) konuşacaklar.
Yeni dünya koşullarında, o bölgede Türkçe’nin rakibi yerel dil Kürtçe değil, bölgesel dil Arapça’dır.
Bundan 10-15 yıl önce imkânsız görünen bu cesur girişime, yukarıda betimlediğim çerçevede, başarılar dilerim.