TRT'nin fethi yakındır, yakın!

Taksim'e cami yapılamayınca 'İstanbul'un fethi' projesi yarım kaldı, ama en az onun kadar önem verdikleri 'TRT'nin fethi' için çalışmaları tam gaz devam ediyor.

Taksim'e cami yapılamayınca 'İstanbul'un fethi' projesi yarım kaldı, ama en az onun kadar önem verdikleri 'TRT'nin fethi' için çalışmaları tam gaz devam ediyor. Bu büyük kamu yayın kuruluşunu Egemenliği ALTına
alan cemaatçi zihniyet son günlerde epey zamandır uğraştığı bir burcu daha ele geçirdi:
Yayın ve Denetleme Kurulu Başkanı Latif Okul'u görevden aldılar!
TRT'yi bilmeyenler ve Latif Okul'u tanımayanlar bunun ne kadar vahim bir gelişme olduğunu anlamakta zorluk çekebilirler. Latif Okul TRT'de özerklik ve tarafsızlık mücadelesi vermiş, demokratik ve laik Türkiye'ye gönülden bağlı 'altın' yayıncılar kuşağının son temsilcilerinden birisiydi, belki de sonuncusuydu.
Birlikte çalıştığımız 1974-75 yılında televizyon müdürümüz sevgili ve rahmetli Tarcan Günenç ondan Latif Ekol diye söz ederdi. Latif gerçekten 'ekol' sözcüğünü hak eden bir kişiliğe ve meslek ahlakına sahipti. Çalıştığı ve inandığı kurumun yayın ilkelerini gözü gibi korurdu. Latif, bu çerçevede, TRT'nin dinselleştirilmesi sürecine karşı yılmaz bir mücadele verdi. Papa'nın ziyareti sırasındaki yayın kepazeliğini eleştirerek, TRT yayınlarına türbanlı çocuklara ilahi söylettirilmesine karşı çıkarak, dinsel yayınlardaki patlamanın kurumun temel misyonu ve ilkeleriyle çatıştığını belirterek denetim görevini en iyi şekilde yerine getirdi.
Ama biliyorsunuz, Türkiye'de şu anda iktidarda olan anlayış, denetimden hiç ama hiç hoşlanmıyor. Latif'i, emekliliğine aylar kala, hiçbir gerekçe göstermeden kızağa çektiler.
Bu yanlarına kâr kalır mı? Türk yayıncılık tarihini iyi bilen biri olarak söyleyeyim: Pek emin değilim. Biliyorsunuz Demokrat Parti'nin Vatan Cephesi listeleriyle doruğa çıkan 'partizan radyo' dönemi daha sonra Anayasa'yı ihlal davası çerçevesinde yargılama konusu olmuş ve sorumlular mahkûm edilmişti.
Bir başka deyişle, emsal var: Bu ülkenin kamu yayın kuruluşunun temel ilkelerinin çiğnenmesinin Anayasa ihlali çerçevesinde ele alındığının hatırlanması yararlı olur.
TRT'nin şu anda yönetimde bulunan kadrolar tarafından nasıl asıl misyonundan uzaklaştırılarak dinselleştirildiğinin kanıtlarını saymaya gerek yok. TRT'nin hangi kanalını açarsanız açın karşınıza mutlaka dini bir programı çıkıyor.
İddiaya girerim: Vatikan televizyonunda bu kadar çok dini yayın yoktur! Arap televizyonlarının hemen hiçbirinde bu kadar dini program yoktur. Bu TRT ki, 'laik' Türkiye'nin tüm dinlere eşit mesafede durması gereken yayın kuruluşu! Çağdaşlığın lokomotifi!
Anlı şanlı profesörlerin, herhalde belirli cemaatlarce onaylanmak koşuluyla, yer aldığı dinsel programlardan bazılarını izlemek gafletinde bulundum. Hemen hepsinde verilen mesaj aynıydı:
'Gözleme dayanan pozitivist bilim çökmüştür, Batı medeniyeti çürümüştür, kurtuluş imanda ve İslamdadır!' (Latif gibiler uzaklaştırıldı ya, yakında 'kurtuluş'un hangi cemaatin İslam anlayışında olduğunu da söylerler!)
Pervasızlığın bu kadarı da fazla. Latif Okul'a tahammül edemeyen
bu yeni 'ekol'ün iyi bir derse ihtiyacı olduğu anlaşılıyor!