TÜBİTAK utancı

İnsanların ülkeleriyle övündükleri zamanlar da oluyor, utançtan yerin dibine geçtikleri zamanlar da. Örneğin, geçen yıl bu günlerde, barış mesajı vermek için...

İnsanların ülkeleriyle övündükleri zamanlar da oluyor, utançtan yerin
dibine geçtikleri zamanlar da. Örneğin, geçen yıl bu günlerde, barış mesajı vermek için çıktığı yolculuk sırasında Gebze dolaylarında tecavüze uğrayıp öldürülen
İtalyan ‘gelin’ Pippa Bacca’nın başına gelenlerden duyduğum utancı dile getiren bir yazı yazmıştım.
Ne yazık ki, şimdi de TÜBİTAK’ın bir yayınında Darwin’i hoyratça sansürlemesinin utancıyla yüzümün yandığını hissediyorum.
Bu gibi durumlarda içimden gelen ses “İnşallah yabancılar bana bu konuda bir soru sormazlar da açıklamaya çalışmak zorunda kalmam” diye mırıldanır.
Ama soracaklardır. Bu olay Türkiye’nin hangi noktada bulunduğunu göstermek için her yerde yüzümüze çarpılacaktır.
Ve aradan yıllar geçtikten sonra “Bakın o dönemde Türkiye’de bilim hangi ellerdeymiş” diye ibretlik bir kanıt olarak anımsanacaktır.
Biliyorsunuz, bu yıl evrim kuramının kurucusu Charles Darwin’in 200., en önemli eseri ‘Türlerin Kökeni’nin yayımlanışının ise 150. yıldönümü.
Bu önemli yıldönümleri nedeniyle 2009 UNESCO tarafından Darwin yılı ilan edildi. Dünyanın pek çok ülkesinde toplantılar, seminerler yapılıyor, dünyanın en önemli gizlerinden bazılarını açıklamış olan büyük bilim adamı saygı ile anılıyor.
Bu bağlamda, TÜBİTAK gibi ‘bilimsel’ (tırnak içine alıyorum, çünkü artık emin değilim) bir kuruluşun yayın organında Darwin’i kapak yapması son derece normal hatta kaçınılmaz bir şey. Günümüzde, aşırı bağnaz bir kaç grubu saymasanız, herkes Darwin’i çağımız biliminin ve özellikle büyük sıçramalar yapmakta olan biyolojinin babalarından biri sayıyor.
Evrim ‘kuramı’ diyoruz ama, o ‘kuram’ artık bilimsel bir olgu olarak kabul ediliyor. Tıpkı yerçekimi gibi -ki onun da zamanında meleklerin kanat çırpışlarıyla açıklamaya çalışanlar olmuştu!
Durum böyleyken, üstelik kendisine bilimsel unvanlar verilmiş insanlardan oluşmuş bir kurulun böyle bir sansür uygulaması nasıl açıklanabilir?
Darwin’in sansürü, cehaletin bilimi ezme girişimidir. Türkiye’yi komik duruma düşürmekten başka işe yaramaz.
Ola ki bunu yapanlar evrim kuramının kendilerine öğretilen dinsel yaratılış öyküsüne uymadığı için, inançları gereği yapmışlardır. Öyleyse de, ne kadar hazin!
Darwin’in kendisi Tanrı inancı ile (teizm) evrim arasında bir çelişki görmediğini kaç kez yazmıştı. Çağımızın en önem dinsel düşünürlerden birçoğu evrimin dinsel inanca pekâlâ uyabileceğini savundular.
Darwin’e başlangıçta şiddetle karşı çıkan İngiliz Kilisesi geçen yıl eylül ayında özür diledi ve şöyle dedi:
“Seni yanlış anladığımız, sana karşı gösterdiğimiz ilk tepkilerde hatalı olduğumuz ve bu nedenle başkalarının seni yanlış anlamasına sebep olduğumuz için özür dileriz.”
Vatikan bile geçen hafta bu konuda bir konferans düzenledi. Papa 2. Paul yıllar önce “Evrim bir hipotezden çok daha fazlasıdır.” (Yani, doğrudur) demişti zaten.
Ve bizim ‘bilim’ insanlarımızın yaptığına bakın!
Kimse bana Türkiye ileri gidiyor mavalı okumasın. En önemli bilim kurulu Vatikan’ın gerisine düşmüş bir ülkenin gittiği yön bellidir: Geriye!