Tümgeneral Yılmaz vakası ve zarfçılık

Şu 'Tümgeneral Yılmaz vakası'na ve ardından gelen 'zarfçılık' tartışmasına bulaşmamak için çok direndim, ama öyle bir bilgi kirliliği yaratıldı ki, bu noktadan sonra susmak mesleğe kötülük olacak. Borcu eda ediyorum.

Şu 'Tümgeneral Yılmaz vakası'na ve ardından gelen 'zarfçılık' tartışmasına bulaşmamak için çok direndim, ama öyle bir bilgi kirliliği yaratıldı ki, bu noktadan sonra susmak mesleğe kötülük olacak. Borcu eda ediyorum.
Belki izlemişsinizdir: Acı kayıplar verilen karakol baskını olayından sonra bir gazetecinin kendisini Tümgeneral Yılmaz olarak tanıtıp birlik komutanından bilgi aldığı ortaya çıkınca basın dünyasında bir tartışma patlak verdi.. Bu muhabirin çalıştığı gazete (Vatan) yöntemi onaylamadığını ve muhabirin işine son verdiğini duyurdu. Bazı gazete yönetici ve yazarları ise 'zarfçılık' adını verdikleri bu uygulamanın yaygın olduğunu öne sürdüler ve bilmeyenleri cahillikle suçladılar.
Cehaletimi mazur görün, Türkiye'nin iletişim üzerine doktora yapmış ilk kişisiyim ama bir dolandırıcılık türü olan zarfçılığın habercilik terminolojisine de girdiğini Vatan Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Tayfun Devecioğlu gibi ben de bilmiyordum!
Dahası, tam 56 yıllık meslek deneyimi olan, bunun 22 yılını muhabir, 20 yılını da haber ajansı yöneticisi olarak geçirmiş olan Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi'ye sordum, o da bilmiyormuş!
O zaman şu soru aklıma geldi: Acaba zarfçılığın günümüz haberciliğinde yaygın bir uygulama olduğunu iddia etmek de bir çeşit zarfçılık mı?
Yani asıl amaç başka bir şey de dikkatler farklı yere mi çekilmek isteniyor?
Bilemiyorum. İyisi mi, işin doğrusunu, bu konuda imbikten süzülürcesine damıtılarak oluşmuş evrensel kuralı söyleyeyim:
Çok ender istisnalar dışında muhabirin kendisini bir başkası gibi tanıtması, asıl kimliğini ve amacını gizleyerek bilgi almaya çalışması, meslek etiği açısından vahim bir fauldür.
Habercilik bir anlık iş değildir, sürekliliği vardır; bu meslekte başarı, birilerinden enformasyon çarpma becerisiyle ölçülmez. Bir muhabirin bu yöntemle haber çarpması ya da dolandırması tüm mesleği yaralar, ona duyulan güveni sarsar. Uzun vadede habercilik mesleğinin icrasını güçleştirir.
Zarfçılık yapan muhabir ve onu mazur gören yönetici kendi mesleğine kötülük yapmış olur.
Bu kuralın elbette istisnaları vardır: Hastalara kötü muamele edilen bir acil servise hasta yakını olarak girmek, polisten gizlenmekte olan vergi kaçakçısının lüks oteldeki odasına telefon edip bir ihtiyacı olup olmadığını sormak 'kamu yararı' gerekçesiyle haklı gösterilebilir.
Ünlü Alman soruşturmacı muhabiri Günther Walraff 1970'li yıllarda Alman ırkçılarının Türklere yaptığı kötülükleri belgelemek için Türk kılığına girmiş, Ali adıyla çeşitli işlere girip çıkmıştı. Kendisine 'Bravo!' dendi, ödüller verildi.
Dağlıca'daki birlik komutanını 'Tümgeneral Yılmaz' kimliğiyle aramak bu kategoriye girmez.
Zarfçılık bir dolandırıcılık türüdür, öyle kalmalıdır.