Türkiye hangisini seçecek?

Bütün anketlere baktıktan, bütün programları izledikten, bütün tartışmaları dinledikten, bütün izlenimlere kulak verdikten sonra genel görünümü şöyle özetleyebilirim.

Bütün anketlere baktıktan, bütün programları izledikten, bütün tartışmaları dinledikten, bütün izlenimlere kulak verdikten sonra genel görünümü şöyle özetleyebilirim.
Yarın için iki temel senaryo var: 40-20-10 senaryosu ve 35-25-15 senaryosu.
İlk senaryo (yani AKP yüzde 40, CHP yüzde 20, MHP yüzde 10) senaryosu daha çok örneklemeye dayanan kamuoyu yoklamalarını yapanlarca savunuluyor.
Buna karşılık ikinci senaryo (yani AKP yüzde 35, CHP yüzde 25, MHP yüzde 15) genellikle seçim otobüsleriyle Türkiye'yi dolaşanlar, illerde yurttaşlarla görüşerek sondaj yapanlar, dere tepe gezip halkla konuşanlarca destekleniyor.
Acaba hangisi doğru çıkacak?
İlk senaryo tek başına AKP iktidarının devamı demektir. İkincisi ise koalisyonların, büyük bir olasılıkla da CHP-MHP koalisyonunun kapısını açar.
AKP'nin bu kez Meclis'te geçen seferkinden epey daha az milletvekilince temsil edileceğinde her iki senaryo yanlıları da birleşiyorlar. Başbakan Erdoğan'ın da 297-310 milletvekili bandına fit olduğunu biliyoruz.
İlk senaryo gerçekleşse bile, AKP'nin bu kez ezici bir çoğunluğa sahip olmaması iktidar olma tarzını etkileyecektir. Kampanyanın başlarında, cumhurbaşkanlığı seçiminin öfkesi sürerken, sözü edilen 400 milletvekilli AKP iktidarı Erdoğan'ın Putinleşmesi sürecinin başlangıcı olabilirdi. Önceki gün Tarhan Erdem'in öne sürdüğü türden bir sonuç çıkarsa yine de olabilir.
İkinci senaryoya gelince... Anketçilerce daha az şans tanınan bu senaryo bütün kartların yeniden karılması ve oyunun baştan başlaması anlamına gelir. Şimdi daha çok CHP-MHP koalisyonundan söz edilmekle birlikte başka seçenekler de olacaktır. Bunlardan birinin yani AKP ile CHP arasında bir büyük koalisyonun şu kritik dönemde Türkiye için en olumlu formül olabileceğini düşünenler var. Küçük de olsa, bir ihtimaldir.
Kampanya boyunca ana sorunlar pek konuşulmadı, ülkenin dertlerini iyileştirecek somut çözümler önerilmedi. Örneğin Türkiye'nin karşısındaki en çetin sorun olan Güneydoğu ya da Kürt sorununun hangi parti tarafından nasıl çözüleceğine dair somut bir şey öğrendik mi? Kampanyada daha çok içi boş, magazinel ve sansasyonel konular üzerinde duruldu, manşet çalma yarışı yapıldı...
Gene de, şiddet dozu düşük, özgür ve uygar bir kampanya olduğunu söyleyebiliriz Bundan kıvanç duyabiliriz.
Hangi senaryo egemen olursa olsun, şunu 23 Temmuz sabahı da unutmayalım: Demokrasi hiçbir zaman tamamlanmayacak olan bir inşaat projesi gibidir.