Türkiye'nin adresi

Yine Türkiye'nin adresinden söz ediliyor. Adres değiştirmek üzere olduğunu öne sürenler var. Nereye taşındığı konusunda ise rivayet muhtelif.

Yine Türkiye'nin adresinden söz ediliyor. Adres değiştirmek üzere olduğunu öne sürenler var. Nereye taşındığı konusunda ise rivayet muhtelif. Kimine bakacak olursanız İslam coğrafyasına geri dönmek için gün sayıyor. Kimine göre Batı mahallesinden taşınacağı kesin, ama gideceği yer pek kestirilemiyor. Avrasya'dan Acemistan'a, Hint'ten Çin'i Maçin'e çeşitli olasılıklardan dem vuruluyor..
Bu arada, Putin'li ve potinli geleceklerden söz eden şom ağızlılara da rastlanmakta.
Sarkozy'nin Türkiye'yi Avrupa'dan dehlemeye yönelik çabaları konunun canlı kalmasına yol açıyor. Sarkozy daha işin başında. Türkiye'yle çok uğraşacağa benziyor.
'Son Türk, Avrupa'dan atılana kadar' diyordu İngiliz Başbakanı Gladstone. Sarkozy tam öyle demiyor, çünkü ona göre Avrupa'da Türkiye yok. Türkiye Asya'da. Hatta daha net konuşuyor:
Küçük Asya'da. Vuruyor damgayı:
"AB'ye başvurunun Küçük Asya adresine iadesi..."
Bu arada, bu yazıyı yazmakta olduğum yerin (İstanbul, Bağcılar) Avrupa kıtasında olmasını nasıl açıklamak gerekir bilemiyorum. Ve tabii, Avrupa kıtasında tek santimetrekare toprağı olmayan Kıbrıs Rum Kesimi'nin AB'nin içinde olmasını...
Avrupa'daki Türkiye karşıtlarının bir kez daha 'Türk sürülerini Asya steplerine geri sürme' çabasını dehşet içinde izleyen Batılılar da var. Bunlardan birisi, dünyanın en etkili entelektüel dergilerinden biri sayılan The New Perspectives Quarterly'yi çıkaran Nathan Gardels. Derginin yeni sayısı Türkiye özel sayısı olarak hazırlanmış. 'İki ruhlu ülke' olarak betimleniyormuş Türkiye. Dar kafalı Batılıları şöyle uyarıyormuş Gardels:
"Türkiye'ye bu kriz sonucunda ne olacağı Batı için 11 Eylül kadar önem taşıyor!"
Sovyet tehdidi sürerken Türkiye'nin adresinden kimsenin şüphesi yoktu: 'Batı'nın ileri karakoluydu. Sovyetler'in çöküşüyle birlikte, o palamar koptu, gemi Doğu'ya doğru demir taradı. Derken 11 Eylül dalgası vurdu. Bu haşin dalga İslam dünyasına doğru itti Türkiye'yi.
Avrupa Birliği projesi işte bu çalkantıda ayrı bir önem kazandı. AB, Türkiye'nin fırtınalarla çok uzaklara sürüklenmesini engelleyecek bir iskele babasıydı... Şimdi Sarkozy ile Merkel halatları çözüp, Türkiye'yi akıntıya bırakmaya uğraşıyorlar.
Başarılı olacaklarını sanmıyorum. Ama siz gene de emniyet kemerlerini bağlayın. Sert dalgalı günler yaşayacağız.
Çeyrek yüzyıl içinde belli olacak: Türkiye'nin 21. yüzyıl adresi yerkürenin tam ortasıdır!