Türklerin yapamayacağı bir şey yok mu?

Bu köşenin sadık okuyucuları Kaliforniyalı avukat arkadaşımı anımsayacaklar. Hani dünyadaki bütün haksızlıkları kendine karşı yapılmış saydığından zamanının çoğunu garibanları savunmakla geçiren...

Bu köşenin sadık okuyucuları Kaliforniyalı avukat arkadaşımı anımsayacaklar. Hani dünyadaki bütün haksızlıkları kendine karşı yapılmış saydığından zamanının çoğunu garibanları savunmakla geçiren, Obama seçilinceye kadar ülkesi ABD’nin geleceğini çok karanlık gören, Türkiye’ye gelip internette U-Tube girmeye kalkınca karşısına çıkan yasaklama duyurusu nedeniyle dehşete düşen adam!
Geçen yıl ülkemizi gezerken pek çok şeye hayret etmiş, ama sonunda genellikle olumlu bir izlenimle ayrılmıştı. Türkiye’nin ne kadar özgü bir ülke olduğu konusunda epey dil döktüğümden, bu izlenimde payım olduğunu söyleyebilirim!
Ayrıldığından bu yana, ülkemizde olup bitenleri merak ettiğini belli eden, çoğu eleştirel pek çok not aldım kendisinden. Bu türden aydınlardan övgü almak zor oluyor. Her şeyin hatalı yanını görüyorlar.
Ancaaak... Bu pazar günü işte bu arkadaşımdan aldığım bir övgü mektubunu sizlerle paylaşmak istiyorum.
Soruyor Kaliforniyalı avukat arkadaşım: “Türklerin yapamayacağı bir şey yok mu?”
Devam ediyor:
“Ben, bildiğin gibi, Lakers taraftarıyım. Ancak, şampiyonu belirleyecek final maçlarında Orlando Magic takımının, basketbolun amiral gemisi sayılan takımıma karşı oynadığı maçlarda seyrettiğim Hedo Türkoğlu’na hayran olmaktan kendimi alamadım. O ne sportmenlik, top hâkimiyeti, şut becerisi, çabukluk, dayanıklılık, dikkat ve akıl! Hücumdayken hemen hiç zihinsel hata yapmıyor ve kötü atış denemiyor. Pas vermekte NBA’de üstüne yok. Savunmada ise çok yaman bir takipçi, NBA’nin en iyi oyuncularından biri olan Kobe Bryant’la başa çıkabiliyor. Doğrusu ya, Türklerin bu oyunu böyle oynayabileceklerini bilmiyordum.”
Kaliforniyalı avukat arkadaşımın ‘bu oyun’ dediğinin basketbol olduğunu biliyorsunuz. Amerikalılar,  Tanrı’nın bu oyunu onlar için yarattığına ve bu yüzden hiç kimsenin onlar kadar iyi oynayamayacağına için için inanırlar. Hele, daha çok güreşçi olarak bilinen bir Türkün, asla!
Ama işe bakın ki, onların Hedo dedikleri Hidayet Türkoğlu, bu en Amerikan oyunda süper star statüsüne doğru ilerliyor. Bu gerçekten müthiş bir başarı.
Dünyaya eleştirel gözlerle bakmaktan asla vazgeçmeyen Kaliforniyalı arkadaşımın
öğrenmek istediği şey şu:
“Halkınız ve medyanız Hedo için ne diyor? Ulusal bir kahraman muamelesi görüyor mu? Bence, eğer sporcudan ulusal kahraman çıkarsa Türkoğlu bunu çoktan hak etti. Yoksa benim gibi cahil Amerikalılar Türklerin bu en zor ve talepkar spor dalında da
başarılı olabileceklerini asla düşünemezlerdi. Artık biliyorum ki Türkler kafayı taktıkları her şeyi en az Amerikalılar kadar başarabiliyorlar. Siz Türklerin yapamayacağı bir şey yok mu?”
Demokrasimizin kusurlarını iyi bile Kaliforniyalı avukat arkadaşımın sözü her zamanki gibi siyasete getirmek istediğini sezinliyorum ama, Hidayet’e hayranlığı adına bu kezlik ima ile geçiştiriyor.
Bu bile Hidayet’in başarısının büyüklüğünü kanıtlamaya yeter!