Üçüncü köprü dalgası

Boğaz'a kurulacağı açıklanan üçüncü köprü haberi uzun yıllardır içimde zonklayan 'Bu kent nasıl olsa mahvolacaktır!' korkusunu depreştirdi.

Boğaz’a kurulacağı açıklanan üçüncü köprü haberi uzun yıllardır içimde zonklayan ‘Bu kent nasıl olsa mahvolacaktır!’ korkusunu depreştirdi.
Mahvolacaktır, yani kalabalıklaşacak, çirkinleşecek, kişiliğini kaybedecek, yaşanmaz hale gelecektir.
O yöndeki gidiş o kadar amansızdır ki, gizli bir ‘mahvetme planı’ olduğu düşünülebilir. O planın dalgaları, Ergenekon davasının dalgaları gibi, ardarda vurmaktadır.
Üçüncü köprü dalgası ne zamandır beklenmekteydi. Sesleri, kokuları, çıtırtılar gelmekteydi.
Yerini bizzat Başbakan seçmiş. Tarabya ile Beykoz arasını vurdu gibi görünse de aslında tüm kenti vuracaktır.
Onun ardından dördüncü, beşinci köprüleri beklemeye başlayacağız. 
İstanbul’un devasa bir trafik sorunu olduğunu, bu koca kentte yaşayan herkes gibi ben de biliyorum. Bu sorunun ana nedenlerinden birinin köprülerden geçişle ilgili olduğunun farkındayım. Anadolu yakasında oturmuyorum ama köprüler yüzünden şişen trafik beni de etkiliyor.
Üçüncü köprü bu sorunu çözecek mi?
Daha önce yaşadıklarımızdan biliyoruz ki, hayır, çözmeyecek.
Bu köprü birkaç yıl içinde kendi trafiğini ve trafik tıkanıklıklarını üretecek.
Bu arada zaten Doğu-Batı ekseninde azmanlaşmış olan İstanbul daha da Kuzey’e tırmanmış, son orman ve su kaynaklarını da yok etmiş olacak. Her zaman olduğu gibi yine köprünün yolları ve dolayları yeni beton yapılarla dolacak. Zeten tıknefes olan kent astım krizleri geçirmeye başlayacak
Yeni köprünün geçeceği yerlerin havadan çekilmiş fotoğraflarına bakarken yüreğim burkuldu. Kent havzasındaki son yeşil alanların içinden geçiyor. Belgrad ormanları ve Beykoz korularından geriye ne kaldıysa, o da bitiyor.
Sanki birileri yeşile düşman. Gri çirkinlik Kuzey’e doğru ilerliyor.
Evet, çirkinlik! Ne demek istediğimi merak edenlere bizim gazete binasının da de içinde bulunduğu bölgelere havadan ve karadan bakmalarını tavsiye ederim.
Buralara ne olduysa oralara da olacaktır. Beş-10 yıl içinde olacaktır.
Artık belli oldu: Bu kent mahvolmayı tadacaktır.