Veliler temizlik yapmasın mı?

Dün gazetelerimizden birinin manşetinde 'Veliler temizlikte' başlıklı bir haber vardı. Övgü mü, yoksa yergi mi olduğunu anlamak için başlığın altını da okudum...

Dün gazetelerimizden birinin manşetinde ‘Veliler temizlikte’ başlıklı bir haber vardı. Övgü mü, yoksa yergi mi olduğunu anlamak için başlığın altını da okudum: Sivas’ta bir ilkokulda ödenek ve personel bulunmadığı için, okulun açılmasından önceki temizliği veliler yapmış. Gazete haberi bunun yanlış bir şey olduğunu ima ediyor, Milli Eğitim Bakanlığı’nı eleştiriyordu.
Oysa, bu haber ‘Bravo velilere!’ türünden olumlu bir manşetle de verilebilirdi. Öyle ya, zor durumda aldığı anlaşılan bu okulda bazı velilerin çocuklarının okulu için hep birlikte giriştikleri uğraş övülmeyecekti de, ne övülecekti! Haberde ‘Beceriksiz bürokrasi’ açısı yerine ‘kahraman sivil toplum’ açısı vurgulanabilir, çocuklarının eğitimi için böyle örgütlenebilen veliler övülebilirdi.
Amerika’da olsaydı eminim böyle olurdu.
Orada bu gibi konularda yurttaş kendisini yalnızca yükümlü ve hak sahibi değil, aynı zamanda
sorumlu ve etken sayıyor.
Bize gelince...
Her şeyi devletten beklemek refleksi içimize o kadar yerleşmiş ki, birazcık sıkışınca hemen ona başvuruyoruz. Farkında olmasak da, bunu sivil yurttaş edilgenliğinin bir mazereti olarak kullanıyoruz.
Devlet görevini yapmamış ya, biz de o konuda bir şey yapmıyoruz ve her şey olduğu gibi devam edip gidiyor. Böyle bir kısır döngü söz konusu. Etrafınıza bir bakın, bunun pek çok örneğini bulacaksınız.
Yıllardır örgütlü olmanın erdemlerinden ve öneminden söz etsek de fiiliyatta bir türlü
başarılı olamıyoruz.
Kâğıt üzerinde on binlerce derneğimiz var.
Bunlardan kaç tanesi gerçek potansiyelini yaşama yansıtabiliyor ki?
Yüzde 5’i geçtiğini sanmam. Çoğu, kongreden kongreye toplanan tabela kuruluşlar halinde. Ötekilerde de en iyi eğitimli ve donanımlı gördüğünüz insanlar bile birlikte çalışmayı başaramıyorlar. İdealler ne kadar önemli olursa olsun, hemen çatışmalar çıkıyor, bölünmeler oluyor, vakit ve enerji israf ediliyor.
Bir zamanlar ben de dernekçilik yaptım. Hatta iki tanesinde başkanlığa kadar yükseldim. Seçilen listeye göre, çok iyi dava arkadaşlarım olacaktı. Bana yardım edeceklerdi. Her şeyi elbirliğiyle yapacaktık...
Bir gün baktım, düzenlediğimiz etkinliğin davetiye zarflarını tek başıma yalayarak yapıştırmaktan ağzım yapış yapış olmuş...
Herkesin gelmemek ve o gün o işi yapmamak için bir mazereti var.
Tabanda örgütlü çalışma alışkanlığının olmaması en büyük toplumsal eksikliklerimizden birisidir. Bu ağır faturalara yol açan ciddi bir zaaftır.
Teorik sivil toplum şakşakçılığı kolay. Önemli olan somut gerçekliği değiştirmek üzere el ele vermek, ödeneksiz okulu hep birlikte pırıl pırıl yapmak ve bunu başaranları övmektir.