Viyana'yı alsaydık daha iyi mi olurdu?

Son günlerde Avrupa sağının Türkiye'nin önüne çektiği duvarları biraz daha kalınlaştırma çabasına girdiğini görüyoruz.

Son günlerde Avrupa sağının Türkiye'nin önüne çektiği duvarları biraz daha kalınlaştırma çabasına girdiğini görüyoruz. Hükümet, Türkiye'nin PKK gibi bazı konularda meramını anlatmaya başlamasından hoşnutluğunu belirtirken, AKP'nin de içine katılmak istediği 'muhafazakâr' camiadan gelen çatlak sesleri duymazdan gelmeyi tercih ediyor.
Almanya'da Şansölye Angela Merkel'in Hıristiyan Demokrat Partisi (CDU) 3 Aralık'ta Hanover'de yaptığı yıllık kurultayında, Türkiye'nin AB'ye tam üye olamayacağını parti programına geçirmiş... 'Ayrıcalıklı ortaklık'tan fazlası zinhar mümkün değilmiş.
Bayan Merkel, "Konuyu resmen siyasal programımıza geçirerek çok iyi bir iş yaptınız" diyerek teşekkür etmiş delegelere.
Ya Fransa'nın son çıkışı? Sarkozy'nin ülkesi, bir yandan Türkiye'nin Avrupa'nın bir parçası olmadığı konusunda rapor yazdıracak bir 'akil adamlar' grubu kurdurmaya çalışırken, bir yandan da Türkiye ile yapılan görüşmelerin 'katılım' (accession) sözcüğüyle tanımlanmasına karşı çıkıyor.
Şunca zaman bu terimi kullandıktan sonra artık bu kadarına da pes değil mi?
Peki 'katılım' yerine ne denecek? 'Oyalama görüşmeleri' mi?
Bu arada Avrupa halklarının Türkiye'nin tam üyeliğine karşıtlığı da yükselmeyi sürdürüyor. Son Pew anketine göre Türkiye'nin üyeliğine destek verenlerin oranı 2004'te yüzde 58'den şimdi yüzde 27'ye düşmüş. Ve düşmeye devam ediyor.
'Çok başarılı' dış politikamızın Avrupa cephesindeki görünüm bu.
Ama bazı teselliler de var. Örneğin, Yunanistan'ın Türkiye'nin AB üyeliğine desteği her fırsatta daha güçlü sözcüklerle ifade ediliyor. Yeni üyeler Bulgaristan ve Romanya 'İlle Türkiye de girmeli' diyorlar. Onların da kuzeyindeki Macaristan, Türkiye'nin üyeliğinin sağlam destekçilerinden biri.
Böylece yazının başlığında girişini yaptığım öyküye geliyoruz:
Bundan iki hafta kadar önce kısa bir Viyana yolculuğunun sonunda taksiyle havaalanına dönerken, aydın bir insan olduğu anlaşılan Avusturyalı şoförle sohbete daldık. Konu Avusturyalıların Türkiye'nin AB üyeliğine şiddetle karşı çıkışına geldi. Malum, Avusturya'da durum feci, Türkiye üyeliğine destek yüzde 10'u bulmuyor.
Acaba neden? Avusturya'daki Türkiye karşıtlığının nedeninin Osmanlı ordularının iki kez Viyana kapılarından geri dönmesi olup olamayacağını sordum. Ve o anda aklıma bir espri geldi:
"Sakın asıl neden Viyana'yı alamamamız olmasın! Alsaydık belki de durum çok daha farklı olurdu."
Açıkladım:
"Bakın Osmanlı'nın alıp uzun süreler yönettiği ülkeler, Yunanistan, Bulgaristan, Macaristan, Türkiye'nin en güçlü destekçileri arasında. Ama Viyana kapılarına geldiğimizde işler değişiyor. Acaba niye?"
Birlikte güldük. Avusturyalı muhatabım, asıl nedenin 1529 ve 1683'te Viyana'ya giremeyen Türkler değil, 1960'tan sonra girenler olduğunu öne sürdü.
Bilemiyorum. O soru kafama takıldı kaldı: Viyana'yı alsaydık şimdi durum farklı mı olurdu?