Washington'da değişen

Son zamanlarda Batı basınında Türkiye'nin eksen değiştirip değiştirmediğine ilişkin çok sayıda yazı çıkıyor. Bunların birçoğu bayat ...

Son zamanlarda Batı basınında Türkiye’nin eksen değiştirip değiştirmediğine ilişkin çok sayıda yazı çıkıyor. Bunların birçoğu bayat klişelerle dolu, önemsemeye değmeyecek değerlendirmeler. Ancak, Washington Post gazetesinde dün yayımlanan başyazı bu kategoride değil; oralarda Türkiye’ye bakışın nasıl değişmekte olduğunu merak edenlerce dikkatle okunmalı ve önemsenmeli.
Bunun bir nedeni, kuşkusuz, Post’un herhangi bir gazete olmaması. ‘Başkanların kahvaltı masasında okuduğu gazete’ diye tanıtılır ki, hâlâ doğrudur. Amerikan dış politika bürokrasine yakındır.
Amerikan kamuoyunun gündem oluşturucularından biridir. Yani, ülkenin diğer bölgelerinde de medya mensupları ‘Bugün neler var?’ sorusuna yanıt ararken ilkin New York Times ile birlikte Washington
Post’a da bakarlar. Başyazılar dahil.
Dün bizim gazetede çevirisi çıkan yazıyı özetleyecek değilim. İlk döneminde büyük liberal reformların mimarı olarak başarılar kazanan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın son zamanlardaki dönüşümünden söz ediyor. Amerika’nın daha yakın tarihlere kadar ‘şer ekseni’ ve ‘haydut’ gibi sıfatlarla değerlendirdiği Suriye ve İran’la içli dışlı olmasına dikkat çekiyor, Sudan lideri El Beşir’i savumak için ‘Müslümanlar soykırım yapmaz’ türünden akıl almaz laflar etmesini iğneliyor. Post’un Erdoğan’ı karikatürize etmeye başladığını görebiliyoruz ki, anlamlıdır!
Başyazı ayrıca Erdoğan hükümetinin basını ve toplumu sindirme çabalarını sert bir dille eleştiriyor. Telefon dinlemelerle korkutulmuş bir ülke ve ağır vergi cezalarıyla sindirilmiş bir basına rağmen Türkiye’yi dünyaya işleyen bir demokrasi olarak sunmanın olanaksızlığını vurguluyor.
Ergenekon konusunda en kapsamlı ve eleştirel incelemeyi yapmış yabancı gazeteci Gareth Jenkins’in Amerikan Kongresi’nde bir komisyonda konuştuğu haberi verilmişti geçen hafta. Washington’a giden bazı Türk gazetecileri de, Ergenekon soruşturması konusunda tutumların ciddi bir değişimden geçtiğini yazdılar. Post’un başyazısında bunun da izleri var...
Ne oluyor? Amerikan başkentinin ve onun aynası sayılabilecek Washington Post’un Erdoğan
hükümetine bakışı niçin değişiyor?
Ergenekon soruşturması başladığında, bunun Batı’da ve özellikle ABD’de destek görmesinin bir nedeninin de, Türkiye’nin jeo-politik konumu olduğunu birkaç kez yazmıştım. Çok farklı yerlerden gelseler de, bu soruşturma ile tasfiye edilmek istenenlerin ortak özelliği ‘Avrasyacı seçenek’ yanlısı olmaları idi. Hemen tüm sanıklar, Türkiye’nin NATO ve AB ile tanımlanan Batılı mevziinden ayrılıp Asya’ya yönelmesini, örneğin İran-Rusya eksenine kaymasını savunmaktaydı. Askerler arasında da taraftar kazanan bu ‘ulusalcı’ görüşün iktidardan yalnızca bir darbe ötede olması ABD’nin ve Batı’nın katlanabileceği bir riziko değildi. Bu nedenle Ergenekon’u desteklediler.
Daha sonra neler oldu? Avrasyacı seçeneği tasfiye ettiği için desteklenen hükümetin kendisi, onlara göre ‘sakıncalı’ işler yapmaya başladı. Örneğin, nükleer silah sahibi olmasından korkulan İran’ın avukatlığını üstlendi. Putin’le özel ilişkiler arayışına girdi. İsrail’e posta attı... El Beşir’e destek ise pastanın üstündeki vişne oldu!
Amerikalıların bir sözü vardır: Pastayı hem mideye indirip hem de elinde tutamazsın. Post, özetle böyle diyor. Washington ziyareti sırasında Başbakan Erdoğan bu sözü birkaç kez duyacaktır sanırım.