Yalancının Kandil'i

Dün gece saatleri bir saat geri aldığımıza bakmayın, aslında bölgedeki tüm saatler 5 Kasım 2007 tarihine, yani dokuz gün sonra pazartesi günü Washington'da yapılacak George W. Bush-Recep Tayyip Erdoğan görüşmesine ayarlı.

Dün gece saatleri bir saat geri aldığımıza bakmayın, aslında bölgedeki tüm saatler 5 Kasım 2007 tarihine, yani dokuz gün sonra pazartesi günü Washington'da yapılacak George W. Bush-Recep Tayyip Erdoğan görüşmesine ayarlı.
Sınır ötesi harekât yapılıp yapılmayacağı, Kuzey Irak'a ceza verilip verilmeyeceği orada belli olacak. 1947'den beri dış siyasetimizin temel direğini oluşturan Türk-Amerikan ilişkilerinin geleceği de.
'Stratejik ortaklığa' tamam mı, devam mı toplantısı...
Bütün ümitler o toplantıya bağlanmış ama, iyimserlik için fazla bir neden bulunmuyor.
İki nedenden bulunmuyor:
Birincisi, Erdoğan hükümeti Bush yönetimine güvenini tamamen kaybetmiş durumda. Bu güven kaybı Başbakan Erdoğan'ın söz ve tavırlarından da anlaşılıyor. Kırgınlığın ötesinde bir öfke seziliyor sözlerinde ve hareketlerinde.
İkincisi, Amerikan yönetiminin Türkiye konusunda kafası karışık, tam olarak ne diyeceğini Bush'un kendisi de bilmiyor.
Yuvarlak laflarla durumun idare edilebileceği evre ise çoktan geçildi. Amerikalıların çok severek söylediği gibi:
'It is time for action!' (Şimdi eylem (iş) zamanı.)
Merak ediyorum, acaba Başbakan Erdoğan muhatabı George W. Bush'a 11 Eylül'den kısa bir zaman sonra söylediği şu sözleri anımsatacak mıdır:
"Ya bizim yanımızdasın ya da teröristlerin yanında. Bu andan itibaren, terörizme destek veren ya da teröristleri barındıran her ülke Amerika Birleşik Devletleri'nin düşmanı sayılacaktır... Bazı uluslar terör karşısında çekingen davranacaklardır. Kimse kendisini aldatmasın: Onlar gerekeni yapmazsa, Amerika yapacaktır."
Bu cümleler, komünizmin yerine terörizmi koyan ünlü Bush Doktrini'nin kurucu cümleleri sayılıyor.
Bush ve Amerikan yönetimi PKK'nın bir terörist örgüt olduğunu kabul ediyor. Bunu sık sık belirtiyor.
Ama teröristleri besleyen ve barındıran K. Irak'ta bir şey yapmıyor. Bu durumu nasıl açıklayacaklar?
Artık söyleyecekleri yeni bir şey kalmadı.
Bunu kendileri de biliyor olmalılar.
Yalancının mumu yatsıya kadar yanarmış.
Ya yalancının Kandil'i? 5 Kasım'dan sonra söner mi dersiniz?
Fazla umutlanmadan bekleyeceğiz.