Yandaş korodan şarkılar

Son yıllarda gazetelerimizin köşe yazarlarını okurken kendimi Los Angeles yakınlarındaki Disneyland'in Tiki Tiki Pavyonu'ndaymış gibi hissediyorum.

Son yıllarda gazetelerimizin köşe yazarlarını okurken kendimi Los Angeles yakınlarındaki Disneyland’in Tiki Tiki Pavyonu’ndaymış gibi hissediyorum. Oraya çok yıllar önce gitmiştim, internetten anladığıma göre hâlâ devam ediyormuş, belki içinizden yolu oralara düşmüş olanlar vardır...
Tiki Tiki Pavyonu’nu bir çeşit kuşlar salonu şeklinde de tarif edebiliriz. Kuşlar dediysem, sahici değil, yapay kuşlar bunlar. Renk renk, boy boy, envai çeşidi var. Bilgisayarların komutasında şakıyor, dans ediyor, kafanızın üstünden uçuyor, koro haline şarkı söylüyorlar..
Bizim köşe yazarlarını anımsatan işte bu korolar. Onlarca, hatta yüzlerce yapay kuşun hep bir ağızdan aynı şarkıyı söylediklerini düşünün. Bu kadar çok ağızdan aynı sesin çıkmasına hayret etmemek mümkün değil. Öyle programlanmışlar.
Basınımızda birkaç koro var aslında ama, son zamanlarda yandaş kuşlar korosunun sesi hepsini bastırıyor.
Dün Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker’in adli yıl açılışında yaptığı konuşmaya ilişkin köşe yazılarını okurken bunu bir kez daha fark ettim. Malum koro mensuplarının hemen hepsi aynı makamdan söylemiş, ayni tempoyu tutmuşlar.
Uyum mükemmel, ama bunun demokrasi açısından çok sağlıklı bir durum olduğunu söylenemez. Koronun sesi başkalarını bastırınca, gerçek bir tartışma yapılamıyor. Gerek Gerçeker’in söylediklerinde gerekse hükümetin yargı reformu önerisinde yer alan olumlu ya da olumsuz öğeler birbirinden ayrılamıyor.
Ya hep ya hiç: Bir koroya göre Gerçeker’in bütün söyledikleri yanlış, hükümetin önerisi tümüyle doğru; bir başka koroya göre ise tam tersi: Reform önerisinin tümü yanlış, Gerçeker’in söylediklerini tümü doğru.
Böylesine ‘totalist’ bir yaklaşımdan demokratik tartışma çıkması mümkün mü?
Türkiye’de kuşlar korosu konserlerinin asıl amacı, ne yazık ki, tartışa tartışa en doğruyu bulmak değil, karşı tarafı zayıflatmak ve zamanla tasfiye etmek. Koro mensupları tek başlarına da şarkı söyleyebileceklerini ya hiç öğrenmemişler ya da zamanla unutuyorlar.
Yargı reformu önerisi ve Gerçeker’in konuşmasına koroların dışından bakılabilse, hukukun üstünlüğü ve demokrasinin işlerliği açısından her ikisinde de desteklenecek ve desteklenmeyecek öğeler bulunduğu görülür. O zaman yapılacak tartışma konunun aydınlatılmasına ve olgunlaşmasına yardımcı olur.
Örneğin, bence, HSYK içinde yargının temsilini tabana yaymak için daha alt düzeydeki yargı mensuplarını da seçim sürecine katma önerisi son derece demokratik ve gerekli bir adım. Keza, Kurul’un idari işlemleri açısından daha saydam ve hesapverebilir bir duruma getirilmesi çağımızın yönetişim ruhuna uygun düşer. HSYK’nın şimdiki yapısı gerçekten çok dar ve sıkışık. Genişlemeli ve çoğulculaşmalı.
Öte yandan, Gerçeker’in de konuşmasında değindiği gibi, Adalet Bakanı ile Müsteşarı’nın Kurul’da bulunması kesinlikle yargı bağımsızlığı ile çelişiyor. Zaten AB ölçütleri de onların orada bulunmaması gerektiğini söylüyor. Bakıyorum bizim yandaş korosu başka konularda hep AB makamından çalarken burada birdenbire makam değiştiriveriyor..
Tiki Tiki Pavyonu’nda değil de demokratik olduğu iddia edilen bir ülkedeyseniz, bir koronun bu derece ağır basması insana kasvet veriyor.