Yanlış sevinç

Bizim siyaset 'establishment'ında bir sevinç bir sevinç! Kurulu düzenin türlü çeşitli sözcüleri AİHM'nin yüzde 10 seçim barajıyla ilgili başvuruyu reddetmesi üzerine neredeyse bayram edecekler. Meğer şu yüzde 10 baraj ne makbul şeymiş.

Bizim siyaset 'establishment'ında bir sevinç bir sevinç! Kurulu düzenin türlü çeşitli sözcüleri AİHM'nin yüzde 10 seçim barajıyla ilgili başvuruyu reddetmesi üzerine neredeyse bayram edecekler. Meğer şu yüzde 10 baraj ne makbul şeymiş. CHP'si destekliyor, MHP'si destekliyor, DYP'si destekliyormuş. Siz şu ilkeliliğe bakın: Öyle ya bunların her üçü de yüzde 10 baraj yüzünden Meclis dışında kalmış olan ve 2007 seçimlerinden sonra da kalabilecek olan partiler!
İlkelilik derken şaka ettiğimi tabii anladınız. (Her ihtimale karşı belirtiyorum, çünkü bizde ironi tehlikeli bir şey, birileri ciddiye alabiliyor, hatta sizi hapse bile mahkûm edebiliyorlar!) Demokrasi konusunda temel ilke, temsilde adalettir. Bu temel ilkeye sahip çıkanlara ilkeli denebilir ancak. Seçmen iradesini çarpıttığı, milyonlarca yurttaşımızın oylarını çöpe attığı açıkça ortada olan bir sistemi sürdürecek olan bir kararı demokrasi adına alkışlamak, barış uğruna kan dökülmesini övmekten farksızdır. Kendi içinde çelişkilidir.
Bu siyaset esnafı acaba, arada bir de olsa, bulundukları yerleri borçlu oldukları demokratik sistemin üzerinde yükseldiği düşünsel temeller üzerinde kafa yoruyorlar mı? Demokrasinin, doğrudan karar aşamasından temsili yönetim aşamasına neden geçtiğini anımsıyorlar mı? Temsilin sağlıklılığı ile siyasi meşruiyet arasındaki bağlantı üzerinde düşünüyorlar mı? Yoksa bu türden şeyler onlara çok 'akademik' mi geliyor?
Şunu demek istiyorum: AİHM'nin verdiği karar seçim sistemimizdeki fahiş bozukluğu onarmıyor. Hukuki konuya açıklık getirse de, ahlaki sorunu çözmüyor. Seçmenlerin neredeyse yarısının oylarının yok sayılmasına yol açan çarpıklığı ortadan kaldırmıyor.
Dahası, AB üyeleriyle karşılaştırıldığında en yüksek barajın bizde olduğu olgusunu da değiştirmiyor. Bizden sonra en yüksek baraj yüzde 5. O bile eleştiri konusu oluyor.
Yüzde 10 barajlı 'bonne pour L'Orient' demokrasi sevinilecek, övünülecek bir şey mi?
Sorun, yalnızca oyların Meclis'e nasıl yansıyacağı değil. Demokrasinin mantığı, hiçbir oyun israf olmamasını gerektiriyor, tamam.
Ancak, çoğulculuk ilkesi de çok önemli: Bu ilke, ülkede ağırlığı olan tüm görüşlerin parlamentoda temsil edilmesini istiyor. Öyle ya, Meclis gerçekten halkı temsil ediyor ise, oradaki tartışmalarda kamuoyunda ağırlık taşıyan tüm görüşlerin söz sırası alabilmesi beklenir.
Demokratik bir seçim sisteminin amacı kamusal alandaki tartışmayı daraltmak değil, olabildiğince genişletmek olmalıdır.
AKP'lilerin zaman zaman sözünü ettikleri Türkiye milletvekilliği sistemine geçilmesi çoğulculuk ilkesi açısından ileri bir adım olur.
Ne var ki, eninde sonunda kabul edeceğimiz asıl çözüm, barajın yüzde 5'e inmesidir.