Yeni araştırmacılar çok şanslı

Bundan 15-20 yıl öncesine kadar Türkiye'de 'araştırma' yapmak çok zordu. Çünkü bilgi kaynaklarına ulaşmak çoğu kez olanaksızdı.

Bundan 15-20 yıl öncesine kadar Türkiye’de ‘araştırma’ yapmak çok zordu.  Çünkü bilgi kaynaklarına ulaşmak çoğu kez olanaksızdı. Kütüphaneler kitap paylaşma yerlerinden çok kitap hapishanelerine benziyordu. Bakacağınız her kitap için bir mahkûmla görüşecek gibi kâğıtlar doldurmanız isteniyordu.
Genel ortam araştırmaya uygun değildi. Bürokrasi ürkek, devlet şüpheci, arşivler kilitliydi.
Araştırma ödevi verdiğim öğrenciler yakınırlardı:
“Hocam, kaynak bulamadık.”
“Ne demek kaynak bulamadık. Üniversitenin kütüphanesine gidip filan ve falanca bilimsel
dergilere baktınız mı?”
“Baktık ama son iki yılın dergileri yok, çünkü ödenekleri bitmiş ve abonelikleri kesilmiş.”
Ya da:
“Hocalardan biri, almaması gerektiği halde, onları kütüphaneden çıkartmış ve aylardır geri getirmemiş!”
“Gazete koleksiyonlarına baksaydın!”
“Gazetenin arşivine giremiyoruz. Milli Kütüphane derseniz, Ankara’da...”
Bu türden konuşmalar, genellikle, Batı’nın gelişmiş ülkelerinde bilgi kaynaklarına erişmekte bu türden zorluklarla karşılaşmayan araştırmacılara duyulan gıptayı dile getiren cümlelerle sona ererdi.
Derken internet icat oldu, dengesizlik bozuldu. Öğrenci mazeretlerinin birçoğu ortadan kalktı. Dünyanın en önemli kütüphanelerinin katalogları, en önemli bilimsel dergiler artık parmaklarımızın ucunda. Havsalamızın almayacağı kadar çok şey parmaklarımızın ucunda, ama farkında değiliz.
Gazete koleksiyonları bir istisna idi, Milliyet gazetesinin attığı dev adım ile bu alanda da
inanılmaz bir sıçrama yaşanıyor.
Duymamışlara duyurayım: Milliyet Gazetesi’nin 54 yılda basılan tüm sayılarına artık internette ulaşabileceğiz. Düşünebiliyor musunuz, gazetenin 54 yılda yayımlanmış 376 bin 51 sayfasına bulunduğumuz herhangi bir yerden, hem de ücretsiz, erişebileceğiz.
O Milliyet ki, son yarım yüzyılın en önemli, en güvenilir haber ve bilgi kaynaklarından biridir.
Bu yeni olanağın ne anlama geldiğini en iyi zamanında gazete koleksiyonlarında ya da mikrofişlerde araştırma yapmış olanlar bilir.
Kendisini her zaman bir gazete olmanın ötesinde, bir kültür kurumu olarak da tanımlayan Milliyet camiasına kendim ve öğrencilerim adına teşekkür ediyorum.
İnternet dünyayı inanılmaz ölçülerde değiştiriyor. İletişim dünyasını demokratikleştiriyor. Sapa yerler merkez oluyor. Kapalı kapılar açılıyor. Uzun yüzyıllar boyunca küçük elitlerin ayrıcalığı olarak kalmış bilgi kaynakları kitlelere açılıyor. .
Tabii kullanmak isterlerse.
Evet, çağımızın can alıcı koşulu işte bu: Kullanmak isterlerse.
Kafasında soru olmayanlar için cevap anahtarının yararı yoktur.