Yeni bir dünya kurulur da...

İsmet İnönü'nün 1964 yılında Johnson mektubu geldikten sonra söylediği iddia edilen ?Yeni bir dünya kurulur, Türkiye de orada yerini alır' sözleri çok sık kullanılır.

İsmet İnönü’nün 1964 yılında Johnson mektubu geldikten sonra söylediği iddia edilen ‘Yeni bir dünya kurulur, Türkiye de orada yerini alır’ sözleri çok sık kullanılır.
‘İddia edilen’ diyorum, çünkü 1980’li yıllarda Johnson mektubu konulu kitabımın araştırmasını yaparken ‘Paşa’nın o sözü ne zaman ve nerede söylediğini aptayamamıştım. Meclis zabıtlarında yok, buradaki basın toplantılarında yok. En büyük olasılık Johnson’un daveti üzerine ABD’ye yaptığı ziyaret sırasında bir basın kuruluşundaki kahvaltıda
söylemiş olması gibi gelmişti bana.
Ne gam! İsmet Paşa tastamam öyle söylememiş bile olsa, zamana uygun düşen sözlerdi bunlar. Üçüncü Dünyacılığın yükseldiği, NATO’nun ve ABD ile ilişkilerin yerden yere vurulduğu yıllara giriyorduk ve Türkiye’nin blok değiştirebileceğine ilişkin böyle bir söze ihtiyaç vardı. Bol bol kullanıldı.
1970’li yıllarda blok değiştirme olasılığı siyasal bir görünüm kazanıp özellikle gençliğin kalbini fethedince ve işler ciddiyet kazanınca iyi saatte olsunlar olaya karıştı. Kimisi buna ‘Gladyo’ diyor. Kan ve gözyaşı içinde 12 Eylül’e gelindi. Hayır, yeni bir dünya kurulmuyordu ve kurulsa bile Türkiye o dünyadaki yerini alamazdı!
1990’larda Soğuk Savaş’ın bitimiyle ortaya tek kutuplu bir dünya çıkınca Türkiye fena halde afalladı. Ezberi bozulmuştu, elini kolunu nereye koyacağını bilemiyordu ama yepyeni rol teklifleri de alıyordu.
Türki devletlerin önderi mi olsun, İslam dünyasının lideri mi, Avrupa Birliği’nin tam üyesi mi? Kafa karışıklığı içinde 21. Yüzyıl’a ulaşıldı.
Yeni yüzyıl yeni olasılıkları da ufka yerleştirdi. Örneğin, bir ‘Avrasya’ seçeneğinden söz edilmeye başlandı. Hatta, Türkiye’nin blok değiştirmesiyle sonuçlanacak olan böyle bir seçeneğin yalnızca bir darbe ötede olduğunu öne sürenlere bile rastlandı.
Bu olasılıktan Ergenekon davasına nasıl geçildiğini tarihçiler tartışacaklardır.
Bu dönemde Avrasya seçeneğinin yanı sıra, Ortadoğu’ya nizam verecek bir çeşit yeni-Osmanlıcılık seçeneğinden de söz edenler oldu. AKP hükümetinin bazı söz ve eylemleri bu çerçeve içinde yorumlandı. İslamcı vurgu ağır basınca, Batı yanlısı laik Türkiye’nin kaybedilmekte olduğu yolunda uyarılar çoğalmaya başladı.
Başkan Obama’nın öncelikli olarak Türkiye’yi ziyaret etmesi her şeyden önce buna bağlanıyor. Deniyor ki, fazla vakit kaybetmeden Türkiye’ye verilecek ana mesaj “Siz Batı ittifakının ayrılmaz bir parçasısınız, sakın aklınızdan başka şeyler geçmesin” olacaktır. Bu var olan ama kısmen zayıflamış olan bağlara bir ilmik atma ziyaretidir.
Bence, öyle olması en iyisi, en gerçekçisidir.
Kurulacak yeni dünyalarda yer bulmanın romantik cazibesi ne olursa olsun, son 200 yıllık tarihimiz Türkiye’nin blok değiştirmesinin hiç de kolay olmadığını gösteriyor. Muhtemelen, İnönü de bunu biliyordu ve o ünlü sözleri, ayrılamayacağını çok iyi bildiği Batı’ya karşı pazarlık gücünü artırmak için söylemişti.