Yeni bir mayın tarlası

Son Avrupa Parlamentosu seçimlerinde aşırı sağcılarla popülistlerin kazandığı başarı Türkiye'nin uzun ince AB yolunu daha da taşlı ve dikenli hale getirdi.

STOCKHOLM - Son Avrupa Parlamentosu seçimlerinde aşırı sağcılarla popülistlerin kazandığı başarı Türkiye’nin uzun ince AB yolunu daha da taşlı ve dikenli hale getirdi.
Kısa dönemde tek umut veren şey 1 Temmuz’da İsveç’in dönem başkanlığının başlaması. Çünkü İsveç, Türkiye’nin Avrupa yolculuğunu en kuvvetle ve en akıllıca destekleyen bir hükümete sahip.
Evet, akıllıca. Çünkü Fransız demagogu Sarkozy’nin yaptığı gibi Türkiye’den değiştiremeyeceği şeyleri, örneğin dinini, coğrafyasını ya da nüfusunu değiştirmesini değil, değiştirebileceği şeyleri değiştirmesini istiyor. 
Bunların başında da basın ve ifade özgürlüğü alanı geliyor. Bu alandaki kusur ve noksanları en sert biçimde eleştirmeye kararlılar. Bunu çok açık ve net olarak dillendirmekten kaçınmıyorlar.
Böyle bir çerçevede Nedim Şener gibi bir soruşturmacı gazeteci hakkında, bir kitabından dolayı açılan davalar gözlerinin faltaşı gibi açılmasına neden oluyor. Şener’in gazeteci Hrant Dink cinayetinin soruşturmasıyla ilgili kimi gerçekleri belgeleriyle açıkladığı için toplam 28 yıl hapsinin istenmesini anlayamıyorlar... Hele Dink’in tetikçisi için yalnızca 20 yıl hapis isteniyorken.
Konu aslında Nedim Şener’in cezalandırılıp cezalandırılmamasının çok ötesinde anlamlar taşıyor. İsveç bu gibi olayları AB yolunda bir çeşit samimiyet testi olarak görüyor.
İfade özgürlüğü alanında daha pek çok dikenli konu var şüphesiz. İktidar gücünün basın kuruluşlarını sindirmek için kullanılması, Terörle Mücadele Yasası’nın medyaya yansıyan ağır sonuçları , örneğin Günlük Gazetesi’nin kapatılması, internet yasasının, U-Tube’ün yasaklanması gibi Türkiye’yi dünyada komik duruma düşüren uygulamaları, resmi makam sahibi kimselerce gazetecilere karşı kullanılan karalama yöntemleri bunlardan bazıları.
İsveç’in Nedim Şener davasına Avrupa Birliği adına göstereceği ilgi ve basınımızın hiç olmazsa bu konuda birlik içinde hareket etmesi yeni Ceza Kanunu’ndaki mayınlı diğer ifade özgürlüğü maddelerinin de yeniden ele alınarak temizlenmesine olanak sağlayabilir.
Bu mayın tarlasının temizlenmesi Suriye sınırındakinden çok daha kolay ama getirisi en az onun kadar büyük.
Öyle anlaşılıyor ki dönemi başlarken İsveç şöyle diyecek: Coğrafyanıza, dininize, nüfusunuza itirazımız yok, ama AB standartlarında bir demokraside bunlar olmaz. Buyurun değiştirin.