Yeni TRT Genel Müdürü

Eski PTT'ci, Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı İbrahim Şahin nihayet TRT Genel Müdürü oldu. Nihayet diyorum, çünkü daha önce iki kez hükümet tarafından atanmak istenmiş, ancak...

Eski PTT'ci, Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı İbrahim Şahin nihayet TRT Genel Müdürü oldu. Nihayet diyorum, çünkü daha önce iki kez hükümet tarafından atanmak istenmiş, ancak bu istek Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'den dönmüştü. Abdullah Gül, Çankaya'ya çıkınca bu engel aşılmış oldu ve Şahin üçüncü denemede TRT'nin başına geldi.
Doğal olarak akla şu soru geliyor: Yayıncılık konusunda hiçbir deneyimi ve başarısı olmadığı halde hükümet, daha doğrusu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, niçin Şahin'de bu kadar ısrar etti? Niçin onun yerine Sezer'ce kabul edilebilir bir aday gösterilmedi ve bir zamanlar Türkiye'nin en önemli iletişim organı olan devasa kurum bunca zaman başsız bırakıldı?
Bunu, AKP'nin hâlâ değişmediği anlaşılan 'dar kadrocu'luğu ile açıklayanlar var. Cemaat ilişkilerinden de söz ediliyor. Şahin ise, genel müdür olduktan sonra Zaman gazetesinde verdiği ilk röportajında, bunu 'profesyonel yönetici' olması ve PTT'de kazandığı başarılarla açıklıyor, "İçeriden gelmenin dezavantajları da olabiliyor, kurumsal körlük yaşanabiliyor" diyor.
Fazla beklemeye gerek yok; profesyonel yönetici mi, yoksa cemaatın adamı mı olduğunu önümüzdeki altı ay içindeki performansından anlayabileceğiz.
Ben bu süre içindeki yayınları iyi niyetle izleyeceğim. Televizyonculuk, ayıpların kolayca gizlenemediği bir ortamdır. TRT'de birlikte çalışmaktan onur duyduğum Genel Müdür İsmail Cem: "Önemli olan ekrana çıkandır" derdi. Hâlâ öyle. Önemli olan ekrana ve mikrofona çıkandır.
Umarım Şahin, Türkiye'nin bu çok yıpranmış, politikacıların dar görüşlülüğü yüzünden bir türlü özerk ve bağımsız bir yayın kuruluşu haline gelememiş kurumunun tabutuna son çivileri çakan kişi olmaz.
Evet, bekleyip, izleyip göreceğiz. Buna hakkımız da var, çünkü TRT'yi biz finanse ediyoruz.
Yayıncılık konusunda deneyimi olmayan İbrahim Şahin'in TRT Genel Müdürlüğü'ne atanması bana biraz 12 Mart 1971 muhtırasından sonra muhabere paşası Tümgeneral Musa Öğün'ün o makama atanmasını hatırlattı. Genelkurmay Başkanlığı Muhabere ve Elektronik Daire Başkanı olan Öğün'ün ilk icraatı giriş holüne bir Atatürk panosu koydurmak ve kıyafet genelgesi yayımlamak olmuştu. Ardından da 'solcu'ların tasfiyesi operasyonu başladı. TRT'nin ilk ciddi kanaması o dönemde yaşandı, birçok iyi yayıncı kapı dışarı edildi.
TRT'nin teknik gelişmesi açısından önemli adımlar atan Tümgeneral Öğün, kurumun yayıncılıkla ilgili önemli dairelerinin başına emekli subayları getirmişti. Mesleki beceri değil, ideolojik sadakat önemliydi. TV Daire Başkanlığı'na getirilen bir emekli albay, geceleyin canlı yayında çalışan ve zorunlu olarak reji masasında bulunan 'resim seçici'lere fazla mesai ücreti vermek istememiş, "Resim seçme işini gündüz yapsınlar" demişti! (Ömer Serim, Türk Televizyon Tarihi 1952-2006, s. 65)
Son yıllarda TRT'ye yerleşen cemaatci kadroların yaptıklarıyla ilgili olarak da benzer hikâyeler anlatılıyor. TRT'nin ekran, mikrofon ve reyting olarak da hali ortada.
Umarım 'profesyonel yönetici' Şahin, profesyonelliğin birinci koşulunun uzmanlığa saygı olduğunu unutmaz, gerçek yayıncılara fırsat tanır ve TRT'nin uzun yıllardır beklediği büyük yenilenmeyi gerçekleştirir.