Yer isimlerini değiştirmek

'Her müsibetten bir hayır çıkar' anlamına gelen bir atasözümüz vardır. Öyle sanıyorum ki, Mardin'in bir köyünde gerçekleşen korkunç katliam da bazı yanlışları yüzümüze çarparak yararlı sonuçlara yol açabilir.

‘Her müsibetten bir hayır çıkar’ anlamına gelen bir atasözümüz vardır.
Öyle sanıyorum ki, Mardin’in bir köyünde gerçekleşen korkunç katliam da bazı yanlışları yüzümüze çarparak yararlı sonuçlara yol açabilir.
Dikkat edin, Mardin’in ‘Bilge’ köyü demiyorum, bir köyü diyorum, çünkü Ali Bulaç’tan öğrendiğimize göre o köyün asıl adı Zenkırt imiş. Hemen hepsi Kürt olan köylüler herhalde Zenkırt demeye devam etmektedirler.
Öyle anlaşılıyor ki, bir gün birtakım memurlar gelip ‘Buranın adı Zenkırt’ değil, ‘Bilge’dir demişler. Tabelaları değiştirmişler. Yeni adı nasıl ve nereden bulmuşlar? Derin araştırmalar mı yapmışlar?
Günlerdir televizyonlarda seyrediyoruz: ‘bilge’likle ne ilgisi varmış bu köyün anlayabildiniz mi?
Anadolu’da ve Trakya’da bu türden o kadar çok yer var ki.
Bazen bozkırın ortasında gariban köyler görüyorum. Adı, diyelim, Güzelpınar. Biri öyle koymuş. Oysa ne güzel, ne de yakında pınarı var.
Bir köyün, beldenin, tepenin adını atmasyon bir şekilde değiştiriyorsunuz ve böylece binlerce yıllık geçmişi olan bir geçmişi tümden sileceğinizi sanıyorsunuz.
Ve sonra, günün birinde o eski isim, bir yağlıboya tablonun altından çıkan pentimeto gibi sizi mahçup ediyor.
Bir emirle 1000 yıllık isimleri değiştirme politikası herhalde milliyetçiliğin en kaba dönemini temsil ediyor. Geçmişle bir şekilde hesaplaşıp onu içinize sindirmek yerine bir fırça darbesiyle silebileceğinize inanma dönemine...
Milliyetçiliğin bu kaba hastalığında Yunanlılar, Bulgarlar ve Sırplar bizden geri kalmamışlar. Çok uzak olmayan bir tarihte Filibe’nin 280 köyünden 213’ünün adı Türkçe imiş. Şimdi kaçının adı Türkçe acaba?
Bence isimlerle uğraşmamak en doğrusu. Hangi isim kullanılıyorsa, oralılar ne diyorsa doğrusu odur.
Kökenleri farklı diye yer adı değiştirmeye başlayınca nerede duracaksınız? Konya’yı, Kastamonu’yu, Ankara’yı, Kayseri’yi niçin değiştirmeyeceksiniz?
Kostantinopolis’e itiraz ettik, tamam da, İstanbul neyin nesi oluyor. Yunanca ‘Şehire’ demek değil mi? Onu ne yapacağız?
Bir yerin iki adı varsa, birisini resmi ad yaparsınız, olur biter. Yüzyıllardır Tenedos’un yanı sıra Bozcaada da olan bizim adadaki gibi. Ama binlerce yıllık İmroz’un yerine Gökçeada diye yapay bir adın uydurulmasına gerçekten ihtiyaç var mıydı?
Benim çocukluğumda adı Maydos olan yer, adı Eceabat olunca daha fazla bizim mi oldu?
Anadolu çok katmanlı, pentimentosu bol bir tuvaldir. Bugünkü sakinleri olarak bundan gocunmayalım. Tam tersine tadını çıkaralım. Yüzüncü yılına yaklaşan Cumhuriyet’in isimlerle uğraşmayacak kadar kendisine güvenmesinin de zamanı geldi.