Yoksa tüm bunlar sanal bir oyun mu?

Tuhaf, bulanık günler yaşıyoruz. Düşünebiliyor musunuz: Bir ülkenin başbakanı, o ülkenin ordusunun içinde bir grubun (cuntanın), seçimle gelmiş hükümete karşı darbe hazırlıkları için de olduğunu öne süren şeyler söylüyor.

Tuhaf, bulanık günler yaşıyoruz.
Düşünebiliyor musunuz: Bir ülkenin başbakanı, o ülkenin ordusunun içinde bir grubun (cuntanın), seçimle gelmiş hükümete karşı darbe hazırlıkları için de olduğunu öne süren şeyler söylüyor.
Bu konuda birçok iddia havalarda uçuşuyor. Islak ve kuru imzalı ve de imzasız birtakım belgeler ya da ‘kâğıt parçaları’ etrafta dolaşıyor.
Ağzı olan herkes konuşuyor.
Ancak, aradan günler, haftalar, hatta aylar geçerken işin doğrusunun ne olduğu bir türlü açıklık kazanmıyor.
Bu kadar önemli bir konu bu kadar ‘muallakta’ kalabilir mi?
Normal bir ülkede kalamaz.
Ordusuyla hükümetinin arasından bu ölçüde derin
bir fay hattı geçen bir ülkenin sağlıklı ya da güçlü olduğu söylenebilir mi?
Söylenemez. Bölünmüş başkentler zayıf başkentlerdir. Bunu tarihten biliyoruz.
Ama herkes sanki her şey çok olağanmış, işler yolundaymış gibi yaşamaya devam ediyor.
Sanki gerçek bir kriz değil de, bir simülasyon yaşadığımız. Ya da bir bilgisayar oyunu.
Gerçek bir kriz olsa, reel dünyada gereğinin taraflarca yerine getirilmesini beklerdik. Somut dünyada bir şeyler değişirdi. Ne bileyim, görevden almalar, ihraçlar, tutuklamalar ya da istifalar olurdu bu yandan ya da karşı yandan.
Olmuyor. Öylece bekliyoruz. Bu arada borsa rakamlarına bakıyor, maçları izliyor, aldatılma öyküleri okuyor, domuz gribinde ölü skoru tutuyoruz...
Sanki basın olarak biz de o simülasyonun bir parçasıyız. Gerçek değil, hayaliyiz.
Burası sanal değil gerçek bir ülke olsa ve bizler de sanal değil gerçek gazeteciler olsak, tüm soruların odaklaştığı o meçhul subayı ortaya çıkartmaya odaklanırdık camia olarak, örneğin.
Tüm kanıtlar ortadayken, mesaj göndermeye pek meraklı bu kişinin bir türlü bulunamamasını ayıp sayardık. Genelkurmay için ayıp sayardık, hükümet için ayıp sayardık. Kendimiz için ayıp sayardık.
Tuhaf bir durum: Sanki bu oyunu seviyoruz.
Dahası var: Sanki birileri bizim bu oyunu oynamamızı seviyor.
Ve seviniyor!