Muhsin Ertuğrul'da son temsil

İstanbul Şehir Tiyatrosu Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde 30 Ekim akşamı Engin Uludağ'ın sahneye koyduğu İsmet Kuntay'ın 'Tozlu Çizmeler'ini seyrettik.

İstanbul Şehir Tiyatrosu Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde 30 Ekim akşamı Engin Uludağ'ın sahneye koyduğu İsmet Kuntay'ın 'Tozlu Çizmeler'ini seyrettik. Tiyatronun basın bildirisinde resmen duyurulduğuna göre bu temsil Muhsin Ertuğrul Sahnesindeki son temsil olacak, çünkü Türk tiyatrosunun kurucularından Muhsin Ertuğrul'un adını taşıyan tarihi bina yıkılacakmış! Yeni Kültür Bakanı da uygun görmüş!
588 koltuklu ana salonu, oda tiyatrosu, atölyeleri, Türk tiyatrosunun en büyük ve önemli arşivini koruyan kütüphanesi, yönetim birimleri ve anılarıyla yaşayan ve bir tarihi kültür mirası olan binasının tiyatro çevrelerinin, sanatçıların ve seyircilerin tüm direnişlerine karşın 2009 Ekiminde yeniden açılmak (!) üzere yıkılacağı açıklanıyor! Ancak daha mimari proje bile yok!
Ankara Devlet Opera ve Balesı salonunda 'Suudi Arabistan Günleri' düzenlendiğini, yeni Kültür Bakanı'nın da katıldığı bu 'günler'in açılış töreninde tiyatro opera bale temsillerinin verildiği salonda Kuran'ı Kerim okunup konuklara zemzem suyu ve mırra ikram edildiğini duyduktan sonra şaşırmanın da ötesinde bir ruhsal ve beyinsel zedelenme içinde Devekuşu Kabare Tiyatrosu'nun bundan otuz küsur yıl önce oynadığı 'Deliler'in bir sahnesini bugün yeniden ve gerçekten yaşamaktayız: Atatürk Kültür Merkezi'nde mahallesinin çocuklarına sünnet töreni düzenlemek isteyen, ancak başvurusu kabul edilmeyen, üç gün sonraysa aynı yerde 'Figaro'nun Düğünü' afişini görünce küplere binen ve Atatürk Kültür Merkezi'ni yıkma kararı çıkaran takkeli bir siyasetçi ile yakın çevresine o zamanlar kahkahalarla gülmüştük. Artık gülemiyoruz. Bu sahnenin video bandını seyretmek isteyenler için adres: http://www.youtube.com/watch?v=vhGgTsDm9hO. Aziz Nesin de bir öyküsünde mantıklı bir siyasal düzen oluşturabilmek için 'akıllılar' ile 'deliler'e yer değiştirtmişti.
Anadolu'da işgale direniş
İsmet Küntay'ın 'Tozlu Çizmeleri' bir işgal gerçeği içinde bir direniş eylemini anlatıyor, ilk başta umutsuz gibi görünen bir direnişi: 1. Dünya Savaşı'ndan sonra yabancı güçler tarafından işgal edilen Anadolu'da başlatılan ve örgütlenen bilinçli direniş hareketini. Oyun tiplemeler getiriyor sahneye. Yazarın, teknik açıdan çok sağlam bir yapısı ve ilişkiler ağı olduğu söylenemeyecek bu oyununda tipleme yöntemi direniş eyleminin genele yayılmasını sağlamakta. Ordular lağvedilince yenilgi psikozu içinde evine dönen üsteğmen Rıfkı'yla (Levent
Üzümcü), yüzbaşı Cevat'la (İbrahim Can), Rüştü Çavuş'la (Caner Çandarlı) aynı duruma düşürülmüş, aynı duyguları paylaşan, savaşçılıklarına karşın temelde insancıl kimlikli subaylar, çavuşlar getiriliyor sahneye. Rıfkı'nın annesi de (Sevgi Sakarya) kocasını savaşta yitirmiş, savaştan dönen oğlunun direniş kararını engellemeyen 'anne' örneği; Rıfkı'nın büyümüş, serpilmiş bulduğu ve nişanlandığı komşu kızı Safiye de (Aslıhan Kandemir) komşunun oğluna tutkun saf komşu kızı. Küntay kısa bir antresi olan meyhaneci Stavro'yu da (Ozan Gözel) kadroya katarak Anadolu halkının birlikteliğini vurgulamış. Bu tiplemeler arasında Azmi Bey gibi (Kutay Kırşehirlioğlu) kimliğini yapay bir konuşma biçimde belirtme gereği gören işbirlikçiler de var. İstanbul'daki işgal güçlerinin temsilcisi yüzbaşı Scott'laysa (Yıldıram Şahinler) İngiliz tarafının olaya yaklaşımını sergilemekte.
'Tozlu Çizmeler'i sahneye koyan Engin Uludağ akışa canlılık, tiplemelere de renk ve soluk kazandırmış, özellikle de Rıfkı ile Scott'u, Üzümcü ve Şahinlerin de katkılarıyla, yalınlıktan çıkarmış. Uludağ, çevre düzeniyle de (Sabahat Çolakoğlu) desteklenen oyunu yer yer etkili simgelerle donatmış. Hamasiliğe açık konuyu seyirciyi bir an bile aşırı milliyetçi tepkilere sürüklemeden, gerçeği doğallığı içinde bilinçle algılatacak biçimde kotarmış olması.
Oyunun bitiminde Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yıkım kararıyla ilgili olarak düşüncelerini özetleyen Engin Uludağ ile genel sanat yönetmeni Nurullah Tuncer'den sonra, kendini duygularına kaptırarak alışılmadık bir biçimde söz alan 37 yıllık tiyatrocu Münir Kutluğ'un (oyunda Haşim Ağa) şu haykırışına katılmamak mümkün mü? 'Tiyatrolar ancak seyircilerin alkışlarıyla yıkılmalıdır!'