Nekrosius?un ?Faust?u iz bırakıyor

Nekrosius?un yorumladığı bütün oyunlar gibi ?Faust? da müziksel bir tabana yayılmış, etkileyici simgesel çağrışımları olan görsel tasarımlardan kurulu bir yapım

16. İstanbul Tiyatro Festivali’nin önemli yabancı konukları da var. Bunlardan biri, belki de en önemlisi klasik oyunlara getirdiği yeni bakışla ünlenen Litvanyalı Eimuntas Nekrosius. İstanbul’a tek gösterim için gelen ve kendisine Onur Ödülü verilen Nekrosius bu kez ‘Faust’u yorumluyor. Litvanca oynanan oyunun elektronik yazıyla verilen izlenmesi kolay olmayan devrik cümlelerden kurulu çevirisi İsmet Zeki Eyüboğlu’nun.
Goethe’nin üzerinde 57 yıl çalıştığı, ölümünden kısa süre önce son biçimini verdiğini söylediği ‘Faust’ Nekrosius’un yorumuyla farklı bir boyut ve yeni bir anlam kazanmış. Yeni gerçekçilik akımının çizgisine oturan bu farklılık, her zaman olduğu gibi, daha baştan uzun anlatım özelliğiyle, 4 saat süren 4 perdeyle vurgulanıyor. Ancak İstanbul gösteriminde oyun üç perdede toparlandı. Emilia Romagna Teatro, Theatre de la Place (Liege) ile Litvanya Devlet Tiyatrosu’nun bir ortak yapımı olarak oynanan Nekrosius’un ‘Faust’u varlık sorgulamasıyla başlıyor ve sürüyor. Tanrı kimdir? İnsanı niçin var etmiştir? Bu varoluş nasıl gerçekleşmiştir? Varoluşun anlamı nedir? Amacı nedir? Dünya neresidir? Ne yapar insan burada? Varoluş sonrası Cennet ya da Cehennem var mıdır? Gençliğinden yaşlılığına kadar kendisine bu soruları ve daha pek çoğunu soran Dr. Faust kendisine yol gösterici, aydınlatıcı ya da yanıltıcı olarak Şeytan’a, Mephisto’ya sığınır, onun kendisine yol gösterici olmasını diler...

Aşılmaz kulvarlar
Nekrosius’un yorumladığı bütün oyunlar gibi ‘Faust’ da varlığını sürekli hissettiren müziksel bir tabana yayılmış (özgün müzik: Faustas Latenas), her birinin etkileyici simgesel çağrışımları olan görsel tasarımlardan kurulu bir yapım. Işık tasarımı da bu kapkara arayış ortamını daha da çarpıcı bir biçimde vurguluyor. Bu simgesel ögelerin başında bir tür kaldıraçla döndürülmeye, yaratılmaya çalışılan yüklenilmiş dünya; oyunun ilk sahnesinde yerde, sonraları havada asılı hem köpek aşını hem de ölümü simgeleyen devâsa kemik; Şeytan’ın adamlarının hareketli iplerle çizdikleri ve çevreledikleri gizemli, hem ritmiyle başka dünyalara yollar açan, hem de aşılmaz görünen kulvarlar. Nekrosius beden dili, bedensel göstergelerle de destekliyor anlatımını. Kimi kez de, çağdaş dünyanın yaşanmış gerçeklerine doğrudan göndermeler yapıyor, içine Şeytan’ın da karıştığı kadın-erkek ilişkilerinde, çevre baskısında, din baskısında, hatta Nazi ordularının kaz adımlarıyla vurgulanmasında olduğu gibi.
Bu simgesel anlatım sahneleriniyse metni uzun süre susturduğu zamanlar kuruyor. Nekrosius değişmez bir huyuysa oyunculara aynı hareketi, hareketleri ard arda defalarca yaptırması! Sahneye koyucu bu tekrarları kuşkusuz anlatımı vurgulamak amacıyla yapıyor, ancak ‘Faust’a gelen seyircinin bu kadar fazla tekrar olmadan da gösterimin havasına girebileceğinin gözardı edilmemesi, özellikle de, birinci perdede yaşandığı gibi, sürekli tekrarlarla seyircinin rehavet havasına sokulmasından kaçınılması gerektiği düşünülebilirdi.
Nekrosius’un ‘Faust’u, yine de, Festival’in iz bırakan yapımlarından biri.