'Ölümsüz' performanslar

İstanbul Şehir Tiyatroları'nın anlamsız bir yıkım kararının karabasanı içindeki Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde 1962 yılında 77 yaşında ölen Danimarkalı yazar...

İstanbul Şehir Tiyatroları'nın anlamsız bir yıkım kararının karabasanı içindeki Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde 1962 yılında 77 yaşında ölen Danimarkalı yazar Karen Blixen'in aynı adlı öyküsünden Kenan Işık'ın oyunlaştırdığı ve sahneye koyduğu 'Ölümsüz Öykü' gösterimde. Öykünün çevirmeni Fatih Özgüven.
Karen Blixen'in çalkantılı, ruhsal bunalım ve gerilimlerle dolu yaşamı, kimi kesitleriyle, sinema seyircisinin hiç de yabancısı değil. Blixen'in yaşamını, Sidney Pollack'ın, senaryosuna Blixen'in kendisinin de katkıda bulunduğu ve Blixen'i Meryl Streep'in oynadığı, 1985'te yedi Oscar kazanan 'Out of Africa'sını beyaz perdede ilgiyle izlemiştik.
Gerçek adıyla Karen Christhentze Dienesen, babasının intiharına tanık olan, âşık olduğu baron Blixen'den karşılık görmeyince onun kopyasıyla, ikiz kardeşiyle evlenip Nairobi kırsalına kaçan, burada bir başkasına âşık olan, onu da kaybeden, maddesellikten, engellenemeyen gerçeklerden kaçmak isteyen, arayışlar içinde acılı bir ruh. Onun kaçış yönü somut olarak Afrika'ysa, soyut olarak da düş dünyasının ürünü olan, ölümsüzlüğü amaçlayan öyküler. 'Ölümsüz Öykü' de bunlardan biri.
Kenan Işık, kimi kez Şehrazat imzasını da kullanan yazarın 'öykü'den çok 'masal' olan bu yapıtını sahneye uyarlarken bu içeriği korumuş ve baştan sona sahnede kalan kara giysili bir anlatıcı kullanmış. Oyunun tümü anlatıcının açtığı ve kişileri, konumları, nedenleri dile getirdiği tablolar biçiminde düzenlenmiş. Işık bunu karmaşık giriş müziğinin dışında sessizliğin egemen olduğu bir düş ortamında, yalnız temel nesnelerin ışıklandığı zifiri karanlık bir uzamda başarıyla gerçekleştirmiş. Ancak genelde oldukça ağır, kimi zamanda tekrarlara fazla yer vererek yapmış bunu.
Blixen'in öyküsünde baş kişi bir zamanlar Avrupa'dan Çin'e gelmiş ve Kanton'un en zengin adamına dönüşmüş Mr. Clay. Onun muhasebecisi, Polonya'da, tüm ailesinin katledilişine tanık olmuş ve çocukken Çin'e kaçırılmış Yahudi Elişam. Mr Clay'in iflasa sürüklediği, evini barkını elinden aldığı, çareyi intiharda bulan rakibinin malikânesinde onun kızı kızı Virginie ve tayfa Paul oturmaktadır. Bu kişiler bir gemici öyküsü çevresinde bir araya gelirler. Öykü, çok zengin, yaşlı ve çocuksuz bir adamın bir vâris edinebilmek için karısının yatağına parayla bir gemiciyi sokmasının öyküsüdür.
Seyirci bu 'Ölümsüz Öykü'yü oyunun başında öğrenir ve buna yönelik tablolar birbirlerini izler. Bu kişilerin kişiliklerinin kırılma noktalarını doğal kabul eden, tutarsız yanları tutarlı yanlarından çok olan bu metinde, önce, bütün ömrünü kuruşları sayarak geçiren, çocuk işçileri bile istismar etmekten zevk alan, tek dinlencesi akşamları Elişam'a muhasebe defterlerini okutmak olan Mr Clay birdenbire, durup dururken değişir ve öykü okuma merakına kapılır! Elişam önce patronunun isteği için arabuluculuğa soyunur, giderek dünyanın en duygusal adamı olur! Babasının evinde, onun öldüğü yatakta bir tayfayla sevişmesi için kendisine önerilen 200 altını feryat figân reddeden Virginie "Ama 300 altına olur bu iş" der! Limanda bulunan dangul dungul tayfa Paul nedense önce biraz nazlanır, sonra Virginie'nin 'yatağında' ona âşık olur! Burada, tersine bir yaklaşımla, 'Paul ile Virginie'ye bir gönderme yapılır ve öykü devam eder...
Oyunda sahneye koyuşun yanı sıra Öykücü'de Tomris İncer; Mr Clay'de Erhan Abir başarılı bir oyunculuk sergiliyorlar. Onlara Virginie'de Pelin Budak da katılıyor. Oyuna havasını veren ve özellikle kutlanması gereken öteki çalışmalarsa çevre (Nurullah Tuncer), giysi (Canan Göknil), ışık (Fatih Mehmet Haroğlu) tasarımları ile efekt müzik düzenlemesi (Ersin Aşar).
'Ölümsüz Öykü' değişik tepkilere açık bir gösterim.