Sarah Bernhardt'ın hayatı oyun

Bu yıl Tiyatro Kedi'nin konuğu olan Dilek Türker'in Tiyatro Ayna'sı Profilo 2 salonunda ilginç bir gösterim sahneliyor: Çağdaş Kanadalı yazar John Murell'in Sarah Bernhardt'ın yaşamı üzerine kurguladığı 'Yaşam Bir Oyun'.

Bu yıl Tiyatro Kedi'nin konuğu olan Dilek Türker'in Tiyatro Ayna'sı Profilo 2 salonunda ilginç bir gösterim sahneliyor: Çağdaş Kanadalı yazar John Murell'in Sarah Bernhardt'ın yaşamı üzerine kurguladığı 'Yaşam Bir Oyun'. Esin Talu Çelikkan'ın çevirdiği metni sahneye koyan Hakan Altıner.
19. yüzyılın ikinci yarısı ile 20. yüzyılın ilk çeyreğinde tiyatro dünyasına kişiliğinin ve sanatının damgasını vuran Sarah Bernhardt'ın yaşamı gerçekten de yalnız bir oyuna değil pek çok oyuna, filme, romana konu olmuştur. Renkli kişiliği ve yaşamıyla olması da çok doğaldır. Paris Konservatuvarı'na giren ve mezun olan ilk kadınlardandır Sarah Bernhardt. İlk kez 1858'de sahneye çıkmış, kısa sürede Comedie-Française oyuncuları arasına girmiş, genç kız rolleri yanı sıra V. Edouard, Richelieu, Cyrano, Hamlet gibi erkek rolleri de oynamış; dönemine damgasını vurmuş, New York'ta ve pek çok Avrupa tiyatrosunda sahneye çıkmış, iz bırakmış, yürekleri hoplatmış bir oyuncu. Yıldız Sarayı Tiyatrosu'nun açılışında da 'bülbül sesli' Sarah Bernhardt vardır.
Bir tiyatro ve yaşam tutkunu
Son gününe kadar hayata yapışan, sahnede geçirdiği bir kaza sonucu sağ bacağı kesildiğinde bile sahneden inmeyen, yaşamla savaşımlı azimli bir oyuncu; dediğim dedik, tüm yaşamında istedikleri doğrultusunda gitmiş, güzelden çok alımlı, birlikte yaşanması çok zor, ama çok etkileyici bir kadın, 65 yaşında Jeanne d'Arc, bacağı kesildikten sonra 76 yaşında Kleopatra rolüne çıkmaktan çekinmeyen bir tiyatro ve yaşam tutkunu. Ayrıca yetenekli bir ressam, heykeltıraş ve oyun yazarı.
Murell'in daha önce Ankara Devlet Tiyatrosu ile İstanbul Şehir Tiyatrosu'nda da sahnelenmiş oyunu Sarah'nın son yıllarından bir günü, güneş ile karanlık, yaşam ile ölüm arasındaki boşluğu doldurma çabalarını geriye dönüşlerle anlatıyor. Bunu da bugün ile geçmiş arasında köprüler kurarak, arada oyun içinde oyun tekniğine başvurarak veriyor. Sahnedeki oyun iki kişilik, artık unutulmaya başlanan 'tanrısal Sarah'nın belleğindeyse çok kişili bir oyunu 'Yaşam Bir Oyun'. Seyirciye 'ıstakozun çığlığı'nı yansıtmayı ve yaşatmayı amaçlayan bir oyun.
Hakan Altınel bu çığlığı duymuş. Zaman zaman sarkan tempoya, durağan sahnelere karşın yorumu hem Sarah'nın renkli yaşam anılarını vurguluyor, hem de tragedyasını getiriyor sahneye. Çevre ve giysi tasarımları da bu alanların gerçek bir ustası olan Osman Şengezer'in yaratısı. Perdenin açılmasıyla seyirci kendini 'art nouveau' döneminde, Sarah'nın dünyasında buluyor. Sarah da, işlemeli ve taşlarla süslü gösterişli ama zevkli giysisiyle sanki evinin terasında değil, hâlâ sahnesinde. Ancak iki perdesi de aynı mekânda geçen oyunda ışık (Yüksel Aymaz) özellikle ilk perdede aksıyor. Akdeniz güneşi altında kavrulması gereken teras için kullanılan ışık ile ikinci perdedeki gece ışığı arasında neredeyse hiçbir fark görülmüyor.
Oyun, Sarah'nın kişiliğini vurguladığı kadar sekreteri, uşağı Pitou'nun onun yaşamındaki özel yerini de hissettiriyor. Pitou Sarah'ya bastonu kadar gereklidir. Baston muamelesi görse de, Sarah'nın yaşamına girmiş kimi kişileri zorla oynaması gerekse de, artık kapısını kimsenin çalmadığı sahildeki bu villada ona yaşama direnci veren tek dayanaktır. Bu renkli role en uygun ustalardan biri, kuşkusuz, Erol Keskin. Kişisini de iyi çözümlemiş olduğu ayrıntılardan anlaşılıyor. Bir de izlediğim prömiyere kadar yeterli sayıda prova yapılmamış olduğu.
42. sanat yılını kutlayan Dilek Türker artık yaşlanmış, sağlığını, sevgililerini yitirmiş, sürekli geçmişine tutunmaya çabalayan, güneşin bir kez daha doğuşunu görmek için gece uyumayan Sarah Bernhardt'ın ruh durumunu yaşıyor. Sanatçılar için, tüm insanlar için kaçınılmaz olan 'ıstakozun çığlığı'nı derinden duymuş olduğunu hissettiriyor seyircisine. Yeterli prova sayısına ulaştığında mevsimin ilginç yapımlarından biri olmaya aday bir oyun, 'Yaşam Bir Oyun'.