Yetenekli İrlandalıdan gerçek tragedya

İstanbul Devlet Tiyatrosu İrlandalı genç kuşak yazarlardam Martin McDonagh'ın 'Inishmaan'ın Sakatı'nı oynuyor. Oyunu çeviren ve sahneye koyan Ahmet Levendoğlu.

İstanbul Devlet Tiyatrosu İrlandalı genç kuşak yazarlardam Martin McDonagh'ın 'Inishmaan'ın Sakatı'nı oynuyor. Oyunu çeviren ve sahneye koyan Ahmet Levendoğlu.
'İnishmaan'ın Sakatı' McDonagh'ın İstanbul'da seyrettiğimiz üçüncü oyunu. Onu önce İstanbul DT'de 2000 Mayıs'ından beri sahnelenen ve hâlâ da seyirci talebi olan 'Leanane'in Güzellik Kraliçesi'yle keşfetmiştik. Synge, Mamet, Shappard gibi ustaların etkisi hissedilen, ancak iyi kotarılmış metniyle bir ilk oyun olduğu izlenimi vermeyen, sahneye konuşu ve oynanışıyla da tiyatro çevrelerini etkileyen bu kara komediden sonra McDonagh'ın bir başka önemli oyununu, 'Inishmore'lu Yüzbaşı'yı Kent Oyuncuları'nda gördük, yine bütünle uyumlu bir sahneleniş, tasarımlar ve oynanışla. 'Inishmaan'ın Sakatı' da, bütün bu oyunlar gibi, İrlanda'nın batısında, kuş uçmayan, yalnız balinalar geçen fırtınalı Kuzey Denizi'ndeki üç Aran Adaları'ndan birinde geçmekte. McDonagh'ın bu adalarla ilgili üçlemesinin öteki oyunu 'Inisheer'in Ölüm Perileri'nide umarım seyretme şansımız olur.
Martin McDonagh Londra'da doğmuş, orada okumuş bir İrlandalı. Oyunlarında kökenine kaynaklık eden yörenin özelliklerini, oralı insanların yaşamlarını gerçekçi ve eleştirel bir yaklaşımla veriyor; bu yaşamın kendi içinde doğal, dışarıdan bakınca yadırgatıcı ilkellikteki görünümünü alaycılığa kaçan bir anlatımla canlandırıyor. Yazarının deyimiyle birer 'karanlık komedya' olan bu oyunlar yadırgatıcı olaylar ve aykırı karakterler temeli üstüne kurulmuş olsalar da insancıl bir sıcaklık yayan, sonuçta da, yerel değerlerden, belli ve sınırlı bir yöreye özel kişilerden çıkarak evrensel insana ulaşan oyunlar.
'Inishmaan'ın Sakatı' 200-250 nüfuslu, neredeyse ilkel koşullar içinde yaşanan bu adada, annesi ve babası doğumunda 'intihar etmiş' sakat bir delikanlının çevresinde kurgulanan, gülünçleştirilmiş kişilerle ve olaylarla yoğrulmuş gerçek bir tragedya. Yerel dil üzerine bindirilmiş, yerel renklerle donatılmış bu oyun bu sınırlı toplumsal çevre içinde herkesin neredeyse herkesle ilgili her şeyi bilmek istediği, bildiği, çevreye yaydığı, ancak dizginlenmez dedikodu saplantısına karşın kimi durumlarda da acı gerçekleri gizlemeyi bildiği bir ortamda geçiyor.
Bu ortamın insanları birer dahi değiller. Her biri yaşamlarının bezelye ile patatesten başka bir şey yetişmeyen bu küçük adada, sınırlı kişiden oluşan toplumları içinde ömür boyu hapse mahkûm olduklarının bilincindeler. Arada bir yabancılar da geldiğine göre İrlanda'nın iyi bir yer olduğu düşüncesine sarılarak güç bulma, bir kişilik olduklarını kanıtlama, ya da kendilerine bir kişilik edinme çabasındalar. Arada bir kaçış fırsatı çıkarsa, en yüreklileri bundan yararlanmak isteyecektir. Bu yürekli kişi de, oyunda, bu serüvene en az uygun olan kişi, İnishmaan'ın sakat delikanlısı olacaktır.
Ahmet Levendoğlu, kimi kişilerin sert, kaba, acımasız bir görünüm ardına gizlemeye çalıştıkları duygusal yaşamları ile ilişkiler örgüsünü gerek çevirisinde, gerekse sahnelemesinde ustaca yansıtmış. Çevirisinde, ada halkının konuştuğu aykırı, küfürlerin epey törpülenmiş olsa da neredeyse gülünç dili hissettiriyor ve seyirciyi, McDonagh'la birlikte, en baştan farklı bir çevreye taşıyor. Oyunu sahneye koyuşu da aykırı karakterlerin gerçekçi ve sert görünümlü özelliklerini etkileyici bir biçimde vermekte.
Seyirciyi hemen kuşatıyor
Levendoğlu, daha oyun başlamadan salona verilen İrlanda'ya özgü iyi seçilmiş müzikle ve aynı anda hem ada yaşamının içini, hem de kişilerinin dış görünümlerini de simgeleyen, sahnenin cephesini kaplayan fiyord görünümüyle seyirciyi daha baştan havaya sokuyor. Döner sahne yokluğunda döner sahneye dönüştürülen ve sahne geçişlerini kolaylaştıran bu donanım (çevre ve giysi tasarımları Ali Cem Köroğlu) ile ışık tasarımı da (Önder Arık) bu havanın yaratılmasında pay sahibi. RobertJ: Flaherty'nin 1934'te çektiği 'Man of Aran' belgeselinin kullanımı ve kullanım biçimi de ortamı yaratmakta etkileyici.
Levendoğlu, çok doğru bir biçimde, her rol için neredeyse rolle aynı yaşta yetenekli oyuncular seçmiş. Deneyimli (Hanife Şahin, Gılman Kahyaoğlu Peremeci, Atsız Karaduman, Sema Çeyrekbaşıoğlu, H. Ergun Akvuran, Seda Yıldız) ve genç oyunculardan (Deniz Gönenç Sümer, Pelin Gülmez, Mertcan Semerci) oluşan bu kadronun da bu başarıda büyük katkısı var.
Mevsimin en iyilerinden.